Pazartesi, Kasım 02, 2009

yörüngesel hareketler bunlar

Büyük Depresyon son buldu gibi ama ağzımızı hayra açmakta fayda var, yel alabilir yoksa. Hatırlıyorum da, bir zamanlar nasıl sinir olurdum depresif depresif ortalıkta donalıp oraya buraya mesaj yazan tiplere. Meğer başa gelmeden bilinmiyormuş; gerçi bilmiyorum onlarınki ne kadar sahici ama benimki harbiydi, yalan yok. Neyse, geçti gitti, yandı bitti kül oldu, püfff.
Ara not: Ulan eğer her böyle yadırgayıp yargılayıp sinir olduğum şey başıma gelecekse işimiz var, yani neler olabileceğini tahmin dahi etmek istemiyorum, tövbe Tanrı'ma...


Takacak başka şey bulamadım, şuna taktım:
Şimdi iflah olmaz bir Radyo Eksen dinleyicisi olarak (evet reklama da başladım, ne yapalım, züğürtlük zor zanaat) nedir, rock müzik dinleriz, di mi? Peki Miss Platnum nedir abicim? Yanlış anlaşılmasın; bu tombik Balkan ablamızı pek bir sever ve takdir ederim ama günde en az üç defa rock müzik yapan bir radyoda dinlemek garibime gidiyor, hele ki bu abla rock sanatçısı değilken (sanatçı dedim, vurun kahpeye). Bir de tek bir şarkısı anasını satayım, "Why did you do it?" Tamam, şarkı güzel de, radyoda çalışan birinin yarası mı var acaba, birine mesaj mı gönderiyor, "Şimdi de Edirne'de oturan halakızına gitsin sıradaki şarkı" mı diyor yani kendince? 
Asıl taktığım nokta ise, Miss Platnum çalsın, çaldırılsın, mesele değil. Ama eğer onu çalıyorsanız farzı misal bir Lily Allen niye çalınmıyor, üstelik kendisi o kadar alternatif bir kardeşimizken? Boşuna mı yırttık buradan pötümüzü, "Never Gonna Happen", "22", "The Fear" vs. diye? Dinleyin dinletin abicim, underground tayfanın asabını bozmayın alttan alttan...


Tüyap... Kitap Fuarı... Hastasıyız, gidin götürün, okuyun okutun modundayız. Bu sene de arkadaşlarla toplanıp gidilme ihtimali var 8 Kasım'da. İmza günleri, söyleşiler, tanışmalar, vs. Güzel hareketler bunlar. Yalnız içimi burkan bir şey var; ulan iki kitap yazdık yayınlandı sattı da, çok şükür, hatta bir de imza günü yaptık sevgili Kocaeli'nde. Ama nedense şu Tüyap'a bir türlü kapağı atamadık babasını satayım. Nedir yani, şu garibanı da köşesinden koyuverseniz, uslu uslu dursa orada? N'olur be, ha hacı, yap bi güzellik lan?

Ara not: Bu yazıyı okuyan Meral, Merve ve Büşra ahalisi, galeyana gelmeyin, kahvaltı sözüm var biliyorum, unutmadım ve ayarlayacağım bir şekilde, umarım galiba sanırsam İnşallah...


My baby is in love with Eddie Vedder...
Oh yeah!

Pazar, Ekim 25, 2009

what's going on?!

25 years and my life is still
Trying to get up that great big hill of hope
For a destination
I realized quickly when I knew I should
That the whole world's MADE UP OF this brotherhood of man
FOR whatever that means

And so I cry sometimes when I'm lying in bed
Just to get it all out, what's in my head
And I, I am feeling a little peculiar
And so I wake in the morning and I step outside
And I take A deep breath and I get real high
And I scream from the top of my lungs,
What's goin' on

And I say hey.... hey....
I said hey, what's goin' on
And I say hey.... hey....
I said hey, what's goin' on

Ooh, Ooh, Oooohh, Oooohh, what's up...
Ooh, Ooh, Oooohh, Oooohh, what's up...

And I try, oh my God, do I try
I try all the time in this institution
And I pray, oh my God, do I pray
I pray every single day FOR A REVOLUTION!

And so I cry sometimes when I'm lying in bed
Just to get it all out, what's in my head
And I, I am feeling a little peculiar
And so I wake in the morning and I step outside
And I take deep breath and I get real high
And I scream from the top of my lungs,
WHAT'S GOIN' ON!!

And I say hey.... hey....
I said hey, what's goin' on
And I say hey.... hey....
I said hey, what's goin' on
And I say hey.... hey....
I said hey, what's goin' on
And I say hey.... hey....
I said hey, what's goin' on

Ooh, Ooh, Oooohh, Oooohh, what's up...

25 years and my life is still
Trying to get up that great big hill of hope
For a destination


4 Non Blondes'dan... Meğer hayatımın ve hatta şu anımın şarkısı burnumun dibinde beni beklermiş. Kimbilir daha neleri göremiyorum böyle, fark edemiyorum, bilmiyorum...

Salı, Ekim 06, 2009

It's that time of year again ;)



"Helvetica"
Helvadan hallice gibi bir şey... Böyle de font mu olurmuş hıh!
*
"Keep up the writing!"
Hem de "P.S."
:))
I love you, too, hun... I just wanted to say, I'm more than glad and lucky to have you and I'll always cherish this. I know that there are some inconsistencies here and there, now and then; but I believe that it'll all work out fine in the end. I don't know how, when and where; but we'll meet again and until then you'll always be right here in my heart. So, don't worry babe ;)
*
Elin gavur herifine mesajımızı da ilettikten sonra orijinal altyazımıza geri dönebiliriz köfteseverler :))
*
Şimdi başlıkta demişiz bir kere, "it's that time of year again". Peki ya hangi "time of the year" bu? Söyleyeyim; hani yılın bitmesine az kalır ama daha da vardır. Hani yılın son aylarını planlarsın da bir yandan da sorarsın "nasıl geçti bu kadar çabuk?" diye. Hani bir yıl daha yaşlandığını fark edip de "bu sene kendin için ne yaptın ey fani?" diye sorasın gelir ve cevap veremez yutkunursun. Sonra bir bardak su içip üstüne, haline de şükredersin yine de. İçinin burkulmasına izin vermeyip o garip cıvıltılı kelebekleri özgür bırakırsın doğaya. Sonra suyu inek içer, inek dağa kaçar, dağ yanar biter kül olur. Sen küllerinden yeniden doğarsın yeni seneyle birlikte. Her sene aynı şekilde. O yüzden şimdiden mutlu yıllar dile kendine...
*
Tez bitmeyen tezimiz biteyazdığından beri daha bir garip oldum sanki. Herkes az kaldı deyip duruyor, bi gidin ya! Bi geri basın, bi susun!
Aynı şey iş konusunda da geçerli; herkesler pek bir biliyor herşeyleri, içimden bir ses diyor ki, alın o bildiklerinizi... ve bir gidin lütfen!
*
Şirin masum kız çocuğu kontenjanından huysuz arsız çingene kız moduna geçiyorum mütemadiyen (bu lafa hastayım :P). Umurumda da değil açıkçası, elimde olsa herkesleri parçalar, yırtar, pekmezlerini akıtırdım. Hiç de acımam, hiç de üşenmem; velev ki (bu lafa da hastayım) onlar acımıyor ve de üşenmiyor kardeşim. O zaman benim neyim eksik, elim armut toplamıyor ya! Hoş, toplasam da o ayılara dağıtırım zaten sevabına, malum pek bir severler ya ;)
*
Ajanstan son haberler... Canımız kanımız biricik SuperNatural'ımız bu akşam ekranlara dönüyor şükürler olsun, Allah kimseyi Jensen'sız Jared'sız Eric'siz bırakmasın diyorum, Amin.
;)
F.Ö.Ş.

Perşembe, Eylül 24, 2009

depreşme modu ;)

I was born with the wrong sign
In the wrong house
With the wrong ascendancy
I took the wrong road
That led to the wrong tendencies
I was in the wrong place at the wrong time
For the wrong reason and the wrong rhyme
On the wrong day of the wrong week
I used the wrong method with the wrong technique

Wrong

Wrong

There's something wrong with me chemically
Something wrong with me inherently
The wrong mix in the wrong genes
I reached the wrong ends by the wrong means
It was the wrong plan
In the wrong hands
The wrong theory for the wrong man
The wrong eyes on the wrong prize
The wrong questions with the wrong replies

Wrong

Wrong

I was marching to the wrong drum
With the wrong scum
Pissing out the wrong energy
Using all the wrong lines
And the wrong signs
With the wrong intensity
I was on the wrong page of the wrong book
With the wrong rendition of the wrong look
With the wrong moon, every wrong night
With the wrong tune playing till it sounded right yeah

Wrong

Wrong
(Too long)
Wrong
(Too long)

I was born with the wrong sign
In the wrong house
With the wrong ascendancy
I took the wrong road
That led to the wrong tendencies
I was in the wrong place at the wrong time
For the wrong reason and the wrong rhyme
On the wrong day of the wrong week
I used the wrong method with the wrong technique

Wrong

by
Depeche Mode 

Pazartesi, Eylül 07, 2009

desperate housewriter

 
4,2 kg'lık bir bebek dünyaya getiren taze anne hemşireye sormuş, "Nasıl süt vereceğiz, sütüm hemen gelir mi?" vs. vs.
Hemşireden cevap: "Gerek yok, siz bunu çıkışta bir lahmacuncuya götürün, o halleder!"
:DDD
Dün yarım saat güldüm buna, sonra eve geldim bir daha güldüm :P
Ebru çok yaşa e mi ;))
*
Tez düzeltmeleri devam ediyor; zaten bir tez, bir de ben düzelemedim anasını satayım! Özne yok, referanslar karışmış, kavram kargaşası olmuş muş muş muş... Sanki benden bahsediyor anacım, olmaz böyle şey! Ama kısa zamanda düzelemezse ben de yamulabilirim onunla birlikte. Üstelik enstitüden de sağlam kayacaklar gibi geliyor ama, du' bakalım... Bir de şu savunma işi var; halbuki "en iyi savunma saldırıdır" diye biliyorum ben. Ona göre...!
*
Cv'ler uçuşuyor ortalıkta; başvurmadığım yer kalmadı gibi gibi... Ama zaten vuracağım bir baş da kalmadı gibi gibi... Kafasız tavuk gibi çırpınıp duruyorum ortalıkta, sonum meçhul; suyuma çorba da yapabilirler, kızartıp kekik de dökebilirler. Rahmetli Şaban gibi, "ama benim yahnim yavan olur!"
*
Tek tesellim yine Oz, hep Oz, zaten Oz...
Yazmaktan başka çıkış yolu göremiyorum ya da görmek istemiyorum; çünkü at gözlüklerimi yeni parlattım, takıyorum çıkıyorum, hiçkimseleri de görmüyorum! 
Ohh...zzz...
*
"Remezan" iyi gidiyor; "yiyorum yatıyorum" konsepti çok başarılı oldu bu sene, bence her sene deneyelim değişik fonlarda :)) Ayrıca bu seneki davulcuyu da çok başarılı buldum, sağlam çalıyor adam. Hele bir de "düm tek de düm tek" diye bir ritmi var ki 9/8lik mübarek, yataktan göbek ata ata kalkıyorum. Tabii asıl yemek yiyeceğim için seviniyorum ama sahurlarda adeta bayram havası estiren davulcumuzu da pek bir seviyorum.
Zaten kızı bıraksan ya davulcuya ya zurnacıya değil mi?
;))
*
Öptümmm

Cumartesi, Ağustos 29, 2009

?!

success is just like being pregnant. everybody congratulates you but nobody knows how many times you were fucked.

Çarşamba, Ağustos 19, 2009

never good enough

Aslında başlık "I am the biggest loser I've ever known" olmalıydı ama self-pity dönemleri ve düşük self-esteem'lerle şimdi uğraşamayacağım. Daha doğrusu bir başlasam karşıki Rocky Mountain yıkılır diyeyim, siz anlayın. Bu kadar da özenti bişi oldum çıktım yani son zamanda. Lily Allen dinliyorum, o derece... "Fuck you" acayip güzel bir şarkı, hatun bir de böyle ağız dolusu "fuck you" diyor ki, can kurban, ağzına sağlık hanımkızımın. Bir de "Never gonna happen" şarkısı var ki, şarkı değil mesaj sanki. Ben "How I met your mother"daki Ted gibi, el bezini çekiştiren Miss Goat keçisi misali, hayalimin peşinden koştukça, çekiştirdikçe dünya onu elimden alıyor, almakla kalmayıp altımdaki halıyı da çekip beni yerlerde yuvarlıyor sanki. Kaderim ne bilmiyorum ama şu anda gelecek o kadar karanlık ki korkmak bile benim için lükse dönüşmüş durumda. Tek yapmam gereken "iş arayıp abuk sabuk bir iş bulup canım pahasına girip ölmek pahasına çalışıp para kazanmak". Onu da bulamıyorum ya... Etrafımda duyduğum tavsiyelerden, laflardan acayip bunalmış durumdayım. Kafamın içindeki sesler zaten almış başını gidiyor, kafam bi'dünya, hatta bi'milyon, hatta bi'davul... Loserlık mertebesinin daimi tacını taşıyorum o kafada. Kafa da yok ya, neyse...

Sanki tek ben kaldım böyle şaşkın, işeyaramaz ve "lost"... Sanki dünya size güzel, hayat size kolay; eminim değil, çünkü herkesin var derdi üç beş. Ama tek çaresiz benmişim gibi hissediyorum, üzgünüm. Yani benimki sizinkini döver. Zira benim derdim kendimle. Kendimden bi'kurtulsam rahatliicam. Harbi...

Kısaca;

Fuck you, fuck you very very much...
So please don't stay in touch!

Salı, Ağustos 11, 2009

Salı, Temmuz 28, 2009

everyday is supernatural!


"I call this one my Blue Steel"... So do I, Dean... So do I... ;)

Oz'un 3. sezonunun sonuna gelmenin haklı gururunu va rahatlamasını yaşarken, gurbet ellere selam eder; Kripke amcamın ellerinden, yavru ceylanlarım Jensen ve Jared'ın gözlerinden (öhhöm!!!) öperim
:D

Journal'imsi yazacaktım ama baktım; hava sıcak, kaslar gevşemiş, ar damarı desen zaten çatlak, çatlak patlak yusyuvarlak kreamlı börek sütlü çörek çek yavrum çek, yavaştan sağa çek ;p Hal böyle olunca, anladığınız üzzre bende de balatalar hafiften sıyırmış durumda. Kendi derdim bana yeter, eh o zaman bayırdan aşşaa Kasımpaşa yavru köftelerim! Dağılın bakiim... ;)





Çarşamba, Temmuz 15, 2009

wheel in the sky :)))

Pek hörmetli tamaşacılar! :D Zaman uzadı, hasretlik bitti, yine karşınızdayım en sulusundan ama önce...

Şarkı eski, Journey'den... Dean'imin soundtrack'i ama son zamanlarda, yaklaşık 2 aydır yani, benim hayatıma fon olmuş bulundu. Tez derdi, panel heyecanı, İzmit macerası, tez derdi, zaman sıkışıklığı, Yelkenkaya semi-tatili, tez derdi, yetiştirme telaşı felan fişmekan derkeeeeen... "Wheel in the Sky" oldum anlayacağınız, "Don't know where I'll be tomorrow" durumları. Gerçi ben Heart'ın "Barracuda"sına da takmış durumdayım, acayip klasikçi oldum, Dean'im sağolsun :) Ve aynı bir barracuda gibin atıldım sulara, yidim bütün balıkları, kaçırdım diğer yırtıcıları -to whom it may concern!!! ;)

Şimdi gelelim suluköftenin faydalarına:

Tez bitti Allah'ıma şükür :) Eylül'de sunumum var, beklerim efendim :P
Not: Tez bitti ama tez bitmedi gibi bir şaka sanırım beyin hücrelerimin ne kadar laçkalaştığına dair bir fikir verir!
Gerçi nasıl bitti ben de anlamadım, dört aydır insan içine çıkmadım desem yeridir, hele son hafta resmen (adli makamlara sorabilirsiniz) kafayı yiyordum; sıcak bir yandan, yetiştirme telaşı bir yandan, enstitü bir yandan amaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
Ben yazdım verdim, gerisi beni ilgilendirmez!

Ne ilgilendirir?

Bundan sonra; "Everyday Supernatural!" :D
Deliye her gün bayram misali, hatta bayramdan da güzel; şeker var akraba ziyareti yok ;))) Ama gerekirse akraba da olunur, bence sakıncası yok puahahahaaa Hatçe yetiiiiiiiiiişşşşşşşşşşşşşşşşş :D

Sonra; Oz Oz Oz ve daha çok Oz, her zaman Ozzzzzzzzzzzzzzzzzz!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Şimdilik durum bu canlar; kafam tatilde elim kalemde gözlerim de Supernatural'da, doğal olarak ;D

Öpüldünüsss!

"Wheel in the sky keeps on turning"...

Pazar, Haziran 07, 2009

kaptım mikrofonu, bastım imzayı, aldım 2.liği geldim!


Canlar ciğerler kuzucuklar pisicikler!

Veni Vidi Vici :)))

Şaka şaka; sadece gittim konuştum imzaladım ve de İkinci oldum geldim. Eh, tabii arada sevindirik coşuk ve kuduruk da oldum ;))

Herkese teşekkürler, hadi bir daha yapalım! :PP

Öpüyorum hepinizi....................................

panel ve konuşma :))



Soldan sağa: Funda Özlem Şeran, Diyar Zirek, Serdar Yıldız, Kadim Gültekin

Çok önemli şeyler anlattım valla, İzmit böyle zulüm görmedi :PPP

İmza günü :)


İkinci oldum!


Xasiork 2008 Ölümsüz Öykü Kulübü Roman Yarışması'nda İkinci (rakamla 2. :)) oldum, sevindirik oldum, İnşallah yolu da açık olur, devamı gelir canlar ;))

nicelerine :)



Canım kankam kardeşim Mervem her anımda, hatta öncesinde sonrasında, kısacası her zaman yanımdaydı. Zaten o olmasaydı kendimi kaybedebilirdim oralarda :)) Sağolsun varolsun, Allah onu yanımdan eksik etmesin, İnşallah ikimizin de nice mutlu günlerinde hep böyle yanyana oluruz sırıtık sırıtık :D

Cumartesi, Mayıs 30, 2009

fotosentez

Yeni gözdem "Frank Turner"; kendisi şirinötesi olmakla birlikte bir de hislerime tercüman olmuş bir zat-ı muhterem ve dolayısıyle müstakbel aşkım :DDD işte kendisinden dinliyoruz, şarkımızın adı "photosynthesis"... Işınla beni Franky!

Well I guess I should confess that I am starting to get old
All the latest music fads all passed me by and left me cold
All the kids are talking slang I won't pretend to understand
All my friends are getting married, mortagages and pension plans
And it's obvious my angry adolescent days are done
And I'm happy and I'm settled in the person I've become
But that doesn't mean I'm settled up and sitting out the game
Time may change a lot but some things may stay the same

And I won't sit down
And I won't shut up
And most of all I will not grow up
And I won't sit down
And I won't shut up
And most of all I yeah I won't grow up

Oh maturity's a wrapped up package deal so it seems
And ditching teenage fantasy means ditching all your dreams
All your friends and peers and family solemnly tell you you will
Have to grow up be an adult yeah be bored and unfulfilled
Oh when no ones yet explained to me exactly what's so great
About slaving 50 years away on something that you hate
Look I'm meekly shuffling down the path of mediocrity
Well if that's your road then take it but it's not the road for me

And I won't sit down
And I won't shut up
And most of all I will not grow up
And I won't sit down
And I won't shut up
And most of all I yeah I won't grow up
And I won't sit down
And I won't shut up
And most of all I will not grow up

And if all you ever do with your life
Is photosynthesize
Then you deserve every hour of these sleepless nights
That you waste wondering when you're gonna die

Now I'll play and you sing
The perfect way for the evening to begin
Now I'll play and you sing
The perfect way for the evening to begin

And I won't sit down
And I won't shut up
And most of all yeah I won't grow up
And I won't sit down
And I won't shut up
And most of all I will not grow up
And I won't sit down
And I won't shut up
And most of all I will not grow up

Perşembe, Mayıs 21, 2009

İlk imza günüm ve panel :)))


Selamlar selamlar selamlar!!!

1. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında konuşmacı olarak katılacağım "Türk Fantastik Edebiyatının Gelişimi ve Yükselişi" adlı panel fuarın yedinci günü; 5 Haziran Cuma saat 12.30'da gerçekleştirilecektir. Diğer konuşmacılar Ömür Özcan, Kadim Gültekin, Serdar Yıldız ve Diyar Zirek.

Aynı zamanda benim ve Kadim Gültekin'in imza günü de olacaktır...

İmza saatleri: 12.30 - 14.30


Fuar bilgilerini aşağıdaki linkten alabilirsiniz:

http://www.kocaelikitapfuari.com/


Herkesi bekliyorum!!!

Öpüyorum ;))

Cumartesi, Mayıs 16, 2009

Suluköfte 4 yaşında!!!



Çalsın sazlar, patlasın davullar!

Anlı şanlı biricik blogunuz "Suluköfte"niz dört (rakamla 4) yıldır sizlerle!
Kutlu mutlu uğurlu olsun, nice senelere olsun,
Sizin de başınızı ağrıtıp hayatınızı alacalı bulacalı etmeye devam etsin işte hıh! :D


Vay be, koskoca dört sene vuhuuuuuuuuu!

Nicelerine deyip kestirip atıyorum

Ayrıca göbek de atıyorum;p


Sizleri de kocaman öpüyorum iki yanağınızdan dört kere!

Jensen'ı da tabii :)


F.Ö.Ş. the SuluKöfte ;)

Cuma, Nisan 24, 2009

Baba - Kız Diyalogları :)


Müjde Müjde Sizeeeeeeee SuluKöfte'den Müjde Sizeeeeeeeeeeee :DDD

Canlarım ciğerlerim biricik kuzucuklarım!

"Baba-Kız Diyalogları" adlı ikinci kitabım çıktı, hemen koşun alın kitapçılardan, sipariş edin internet sitelerinden, destek olun bana, sevin beni :DDD

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=451490

http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=NKYIX1835K6DSCTPTBJV

Ayrıcaaaaaaaaa

"Anne-Kız Diyalogları" adlı ilk kitabımız da cep boy olarak ikinci baskısını yaptı, alkış alkış :DD

http://www.kitapyurdu.com/yazar/default.asp?id=45811

http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=II4WDRXS0K3D1XGZULTD

Koccaman öptüm hepinizi!
FÖŞ ;))

Perşembe, Nisan 16, 2009

dean says... (part 2)


Well, as I said... Lil' Sam can be the "boy king", but my Dean is the "philosopher king" for sure... Sorry Plato, you have to get in the line for autographs :PPP

Dean: What’s in the box? (pause) Brad Pitt? Seven? No?
Dean: Gumby girl... Does that make me Pokey?
Dean: Don’t worry, Bobby will find a way to break it. Until then I say we hit Vegas. Pull a little Rain Man. You can be Rain Man.
Dean: I'm Batman!
Dean: There's got to be a demon or two in South Beach.
Dean: Snow White? Ah, I saw that movie. Oh, porn version anyway.
Dean: I'm gonna stop the big bad wolf. Which is the weirdest thing I've ever said.
Dean: Can I shoot her?
Dean: Don't objectify me.
Dean: Screw you
Dean: You’re the shortbus…shortbus
Dean: I saw Hellraiser, I get the gist.
Dean: (about to drink the dream tea) Well, shall we dim the lights and sync up Wizard of Oz and Dark Side of the Moon?
Dean: I get all tingly when you take control like that.
Dean: Right, you're a mind reader. Cut it out, Sam... Sam! You think you're funny but you're being really, really childish! - Sam Winchester wears makeup. Sam Winchester cries his way through sex. Sam Winchester keeps a ruler by the bed and every morning when he wakes up..... Okay, enough!
Dean: Of course I peed myself. Man gets hit by a car, you think he has full control over his bladder? Come on!
Dean: Dingo ate my baby crazy
Dean: Oh I don't know, what - whether cialis will help you with your little condition?
Dean: Salt. Lots and lots of salt.
Dean: What, he's never heard of a RealDoll?
Dean: No we were uh, we were actually talking about our feelings. And then our favorite boy bands. Yeah, we were talking a case.
Dean: Completely rocked my understanding of the word "necrophilia."
Dean: What's that, a sandwich?
Dean: "Stripper suffocates dude with thighs"?
Dean: Oh, bite me. I totally rehearsed that speech, too.
Dean: (to Sam): If this is my last day on earth, I don't want it to be socially awkward.
Dean: I'd like to think it's because of my perky nipples.
Dean: I know. I should look like a Thriller video reject.
Dean: Sammy, wherever you are - Mom is a babe! I'm so going to hell. Again.
Dean: What, did angels invest in Deloreans?
Dean: Dean Van Halen.
Dean: Sam loves research. He does. He keeps it under his mattress with his KY.
Dean: Brother, I have been rehymenated. And the Dude does not abide.
Dean: Awesome. It's nice to have my head on the chopping block again, I almost forgot what that feels like. It's friggin' delightful.
Dean: Zombie-ghost orgy, huh? Well, that's it. I'm torching everybody.
Dean: Darn right I wanted to save some naked women.
Dean: Plus FBI. And on Thursdays, we're teddy bear doctors.
Dean: Run, Forrest, run!
Dean: So I'm Girl, Interrupted, and I know the score with the apocalypse. Just busted out of the nutbox. Possibly using super powers by the way. Where do I go?
Dean: Who was? The plumber, hmmm? A little snaking the pipes?
Dean: Nothing. It's just… an angel and a demon, riding in the back seat. It's like the setup for a bad joke.
Dean: That's psycho Nell!
Dean: What kind of koolaid you been drinking, man? Sammy, it ends bloody- or sad- that's just the life.
Dean: I hope I die before I get old.
Dean: Today you will have the honor of playing one of the greatest games ever invented. A game of skill, agility, cunning. A game with one simple rule. Dodge.
Dean: Dude! Dude!
Dean: Strippers, Sammy. Strippers! We are on an actual case involving strippers. Finally!
Dean: Oh I am so feeling up Demi Moore.
Dean: Behave yourself, would you? No homework, watch some porn.
Dean: There's Sam Girls and Dean Girls and...What's a slash fan?

FÖŞ: Trust me, you don't wanna know! Iııuuuwww..... :DDD

Source: Supernatural: SuperWiki: Seasons 3 and 4.

Salı, Nisan 07, 2009

dean says... (part 1)


Well, obviously, my love Dean is a poet... Don't laugh, he rhymes from the heart! ;D

Dean: House rules, Sammy. Driver picks the music, shotgun shuts his cakehole.
Dean: Oh sweetheart. I don't do shorts.
Dean: Bowhunting’s an important skill.
Dean (to scarecrow): Dude, you fugly.
Dean: Hold me, Sam. That was beautiful.
Dean: Well, I’m not gonna die in a hospital where the nurses aren’t even hot.
Dean: Good afternoon. I’m Father Simmons, this is Father Frehley.
Dean: I'll say it again. Demons I get, people are crazy!
Dean: Oh, what’s the matter, Sammy, you afraid you’re gonna get a little Nair in your shampoo again, huh?
Dean: You mean like protection against demon salt or “Ooops, I spilled the popcorn” salt?
Dean: Vampires! Gets funnier every time I hear it…
Dean: Ahhh I’ll pass. I usually draw the line at necrophilia.
Dean (to Sam): You know what? You're right. Come here. I'm gonna lay my head gently on your shoulder. Maybe we can cry, hug, and maybe even slow dance
Dean(referring to the Impala): Woah!! Listen to her purr! Have you ever heard anything so sweet?
Dean: Neil? It's your grief counselors. We’ve come to hug.
Dean: Haven't you seen Pet Sematary?
Dean: He full-on Obi-Wan-ed me!
Dean (to Jo): Sweetheart, this ain't gender studies. Women can do the job fine. Amateurs can't.
Dean: No, I'm Mulder. You're a red-headed woman.
Dean: My name is Dean Winchester. I'm an Aquarius. I enjoy sunsets, long walks on the beach, and frisky women. And I did not kill anyone. But I know who did. Or rather what did. Of course it can't be for sure, because our investigation was interrupted. But our working theory was that we're looking for some kind of vengeful spirit.
Dean: Of course, the most troubling question is why do these people assume we're gay?
Dean: I like him. He says "okey dokey."
Dean: We are so screwed.
Dean: That lore about unicorns is true too. I hear they ride on silver moonbeams, and shoot rainbows out of their ass
Dean: Dude, you like full-on had a girl inside you for like a whole week. Thats pretty naughty.
Dean: What? You mean between the angry spirit and uh... the sexed up ET?
Dean: You want a what from who?
Dean: Bite your tongue heathen!
Dean: I think I’m *adorable*.
Dean: Don’t worry, Sam - I promise I won't trade you for smokes.
Dean: (trying to pick a fight with Tiny): I wanted to ask you, because I couldn't help but notice that you are two tons of fun, just curious: Is it like a thyroid problem or is it some deep seated self-esteem issue? 'Cuz you know - they’re just donuts. Not love.
Dean (mugging for the police photographer): I call this one my Blue Steel…Who looks better – me or Nick Nolte?”
Dean: Bitch.
Dean: Don't forget the extra onions this time!
Dean: Hey, see if they've got any pie. Bring me some pie. I love me some pie.

Taken from Supernatural: Super Wiki: Seasons 1 and 2 ;)

Çarşamba, Mart 25, 2009

kozmic blues

Janis'imin Joplin'imin sesini seveyim

Time keeps movin' on,
Friends they turn away.
I keep movin' on
But i never found out why
I keep pushing so hard the dream,
I keep tryin' to make it right
Through another lonely day, whoaa.

Dawn has come at last,
Twenty-five years, honey just in one night, oh yeah.
Well, i'm twenty-five years older now
So i know we can't be right
And i'm no better, baby,
And i can't help you no more
Than i did when just a girl.

Aww, but it don't make no difference, baby, no, no,
And i know that i could always try.
It don't make no difference, baby, yeah,
I better hold it now,
I better need it, yeah,
I better use it till the day i die, whoa.

Don't expect any answers, dear,
For i know that they don't come with age, no, no.
Well, ain't never gonna love you any better, babe.
And i'm never gonna love you right,
So you'd better take it now, right now.

Oh! but it don't make no difference, babe, hey,
And i know that i could always try.
There's a fire inside everyone of us,
You'd better need it now,
I got to hold it, yeah,
I better use it till the day i die.

Don't make no difference, babe, no, no, no,
And it never ever will, hey,
I wanna talk about a little bit of loving, yeah,
I got to hold it, baby,
I'm gonna need it now,
I'm gonna use it, say, aaaah,

Don't make no difference, babe, yeah,
Ah honey, i'd hate to be the one.
I said you're gonna live your life
And you're gonna love your life
Or babe, someday you're gonna have to cry.
Yes indeed, yes indeed, yes indeed,
Ah, baby, yes indeed.

I said you, you're always gonna hurt me,
I said you're always gonna let me down,
I said everywhere, every day, every day
And every way, every way.
Ah honey won't you hold on to what's gonna move.
I said it's gonna disappear when you turn your back.
I said you know it ain't gonna be there
When you wanna reach out and grab on.


<3

Cumartesi, Mart 14, 2009

Rezillo


1. One is the loneliest number...

2. Two can be as bad as one... It's the loneliest number since the number one...


Tez yetişebilir... Yetişmeye de bilir... Velev ki, tez bir göl değildir... Nitekim yetişmesi elzemdir...

Oz ikinci (rakamla 2.) sezondadır... İki (2), Bir (1)den yalnız değildir... Velev ki, İki(2) yalnız değildir... Nitekim Üçüncü (3) sezon yakındadır...

SuluKöfte tembel değildir... SuluKöfte sinirli de değildir... Velev ki, SuluKöfte insan değildir... Nitekim SuluKöfte çok lezizdir...


One is the loneliest number... much much worse than two... One is a number divided by two...
Two divided and one has decided... to bring down the curtain and one thing's for certain...
There is nothing to keep them together...


Cehennemindibinotları:

* Watchmen izlenecek...
** Screaming Trees'den Look At You, Queensryche'den Silent Lucidity, Three Dog Night'tan Shambala ve Depeche Mode'dan Wrong günde en az birer (rakamla 1 er) doz dinlenecek...
*** Kütüphaneye gidilip Politics, Science, Fiction, Utopia, Literature, vs. ne varsa toplanacak...

Pazar, Mart 01, 2009

happy birthday jensen!


Thank God for your existence, you make the world a better place just by being who you are and sharing your gorgeousness with us ;)) Very merry happy birthday to you, Jens and many happy years with your loved ones and your lovely freckles ;)) Love you soooo much, kissessssssssss********************

Yours, truely
one&only
Foondah the SuluKofte ;)

Çarşamba, Şubat 18, 2009

time is medicine, baby

Sometimes it rains inside my head
All the words run dry
Walls are breathing hands are reaching up
To touch my thigh

No they don't have to take you away
No they don't have to take you away
No they don't have to take you away
No they don't have to take you away

Sometimes it's bright inside my head
Just like the spark in my eyes
And hands are breathing ones are reaching up
Cause that's the time we rise

No they don't have to take you away
No they don't have to take you away
No they don't have to take you away
No they don't have to take you away
(That's breaking away again)
No they don't have to take you away

Time Baby III by Medicine

Pazartesi, Şubat 09, 2009

get on your boots...


... 'cause you don't know how beautiful you're :P

"Hayallerinin peşinden koş"
"Kalbinin sesini dinle"
"Yaşamın değerini bil"
"Hayatını boşa harcama"
"Kendine zaman ayır"
vs. vs. vs.

Tam da kendimi, hayatımı ve geleceğimi sorguladığım şu günlerde devamlı karşıma bunlar çıkıyor. Tamam, ben zaten hayallerin peşinden gidilmesinin ne kadar önemli ve elzem olduğunun farkındayım. Fakat gelin görün ki bir de hayatın gerçekleri(!) var. Artık ne kadar gerçek ya da gerekliyse onlar...

Tek bir hayatım var, yani tek bir şansım. Tüm bunlar bittiğinde başa dönüş yok, yeniden deneme olanağı yok. Sadece ben kalacağım bitiş noktasında; ne o gerçekçi amcalar ablalar olacak, ne çokbilmiş öğüt verenler, ne de hayatımı nasıl yaşamam gerektiğini bildiğini sanan baskıcı tuhaf tipler olacak... Çünkü bittiğinde gerçekten bitecek, bittiğinde yalnız olacağım. Bir başıma... Ve bu olduğunda, kendime hesap vermem gerektiğinde, pişmanlık ya da suçluluk duymak istemiyorum. Kendime açıklayamayacağım ya da kendimi affedemeyeceğim şeyler yapmış olmak istemiyorum. Çünkü bunun affı ya da özrü yok, hele telafisi hiç...

Ben hep şunu düşünürüm; bugün ölebilirim. Gerçekten ve aniden, diğer herkese olabileceği gibi; çünkü kabul edin, bilmiyoruz ne zaman biteceğini. Ama varsayın ki, yani varsayayım ki, bugün öleceğim. Bununla bir sorunum olmaz, sahiden. Yani ölüm fikri beni oldum olası pek korkutmamıştır. Beni asıl korkutan ölürken mutsuz ölmektir. Çünkü o zaman hayatı boşa yaşamışımdır, bana verilen şansı iyi değerlendirememişimdir ve şimdi de o şansı kaybetmişimdir. Başkalarının istediğini yapıp, kendimi hiçe sayıp, yirmi yıl sonra mutlu ve rahat olmak için şimdimi feda etmişsem işte asıl sorun odur; çünkü ne yirmisi, bitiş şimdi ve hemendir. Eee ne oldu o öğütler, garantiler, sigortalar, kaportalar hanım? diye sorarlar adama! İşte bunun cevabını verememek korkutur beni...

Başkalarının kuralları rahatsız etmiştir beni hep. Özellikle kıt beyinli, sersem, gerzek ve gereksiz olanlarınki... Kendi hayalini bile kuramayan, kursa da peşinden gidemeyen ve bunu yapanları da yolundan çevirmeye çalışan zavallılar kızdırır beni. Belki hayat şartları, tamam Eyvallah ama başkalarının hayalini yıkıp sinirini bozmanın özrü yok bence. Dünya yeterince tuhaf bir yer, hayat da yeterince zor. Neden hem kendiniz hem de başkaları için daha da zorlaştırırsınız ki o zaman? Tek açıklaması var; hakikaten manyaksınız, hem de kötüsünden...

Tek istediğim kendi yolumu bulmak. Kendi seçtiğim yolda, istediğim yöne ve istediğim hızda, istediğim şekilde ama parende atarak ama sekerek; fakat hep eğlenerek, ilerlemek. Yolun uzunluğu, engebesi, iklimi ve manzarası o kadar da önemli değil. Yürürken yorulmaya da razıyım; yeter ki benim yolum olsun o ve severek bıkmadan gideyim kendi halimde. Gerekirse sevdiklerimi de taşırım sırtımda :))

Pazar, Şubat 01, 2009

UltraFantastik-ÇokçaRealistik Yaratıklar Sözlüğü*

*Dictionary of UltraFantastic-MultiRealistic Creatures

Dikkat: Hayali yaratıklar gerçek ve aramızda yaşıyorlar! Etrafınıza dikkatle baktığınızda siz de göreceksiniz!!!

Vampirler (Vampires) : Adı üstünde; kanınızı emer, iliğinizi kemiğinizi kuruturlar. Kazıkla ölmezler; aksine kendileri kazık atarlar, sizi kullanırlar, sonra da bir kenara atarlar. Fakat o müthiş karizmaları ve işbilirlikleri sayesinde ne yapıp edip yine aklınızı ve gönlünüzü çelmeyi başarırlar. Üstelik sarımsaktan korkmazlar ve fena halde sırnaşıktırlar.

Uzaylılar (Aliens & UFOs) : Tanıdığınız en egzantrik ve ilginç kişiliklerdir; çoğu zaman da acayip sevimlidirler. Bazıları hiç konuşmaz, bazısı da konuşur ama kimse anlamaz. Galaksiye Fransızdırlar ama genelde zararsızdırlar. Bir E.T. kadar şirini ve iyi niyetlisi de olabilir; fakat nadiren Alien'daki gibi canavar olanına da rastlanabilir.

Hayaletler (Ghosts) : Doğaları gereği ruh gibidirler. Sakin sessiz ve bir o kadar da etkisiz. Çoktan ölmüş ama haberi yok; ne güler, ne de ağlar tam anlamıyla. Arada kızar ama kimse takmaz. O da kabuğuna geri çekilir. Genel olarak bıkkındır, hayattan beklentisi hiç ya da pek azdır. Aslında tamamen zararsız olsalar da, bir süre sonra sizi can sıkıntısından öldürüp kendilerine benzetebilirler.

Zombiler/Yaşayan Ölüler (Zombies /Undead) : En kötüsü; ölmüş ve haberi de var üstelik ama çok da rahat bu konuda. Ne bir hayali var hayatta, ne de hayal etmenin ne demek olduğunu biliyor. Fakat sanki her şeyi bir tek kendisi biliyormuş gibi dolaşıyor ortalıkta. Hayatı, tarzı ve kişiliğiyle vasat/vasatın altı ve herkesin de kendisi gibi olmasını istiyor. Hayalleri olan umut ve hayat dolu birini gördüğünde dayanamayıp saldırıyor ve onun hayallerini yiyip yok etmeye çalışıyor onu da kendisine benzetmek için. Ölmek ve öldürmek için yaşıyor. Garip ama toplumun çoğunluğunu bunlar oluşturuyor; çünkü çok çabuk çoğalıyorlar, mikrop gibi.

Kurtadamlar (Werewolves) : Görünüşte kaba, vahşi ve yırtıcı; fakat aslında içinde bir insan barındırıyor. Sizi kırsa da aslında bunu bilerek ve isteyerek yapmıyor, sadece vahşi doğasının kurbanı. Ancak derinine inilirse sadece kabarık tüylü ve yumuşacık bir ayıcık gibi. Kesinlikle iyi niyetli, neşeli ve hayat dolu. Onunlayken çok eğlenip mutlu olabilirsiniz ama patilerine çok yaklaşırsanız birden öğle yemeği bile olabilirsiniz. Sevgiden de maraz doğabileceğinin en iyi kanıtı.

Mumyalar (Mummies) : Artık devri geçmiş, asar-ı antika kişiliklerdir. Kim olduklarını, ne yaptıklarını bilmez, ortalıkta öylesine dolaşırlar. Tuvalet kağıdı kullanımında sorun yaşayabilirler. Genelde zengindirler ama haberleri yoktur, servetleri boşa harcanır ya da bir garibanın başına bela olur.

İblisler (Demons) : Beterin beteri; hoşt desen gitmez pişt desen pişmez. Hayattaki tek amacı başkalarının mutsuzluğudur, kendi acınası halini bile fark etmez. Kötülüğünün hiçbir mazereti yoktur; diğerlerinin aksine hayatını devam ettirmesi için gerekli değildir başkalarına acı çektirmek. Bunu sırf zevk için yapar ama çıkar sağlamayı da becerir bir şekilde. Allah kahretsin bunları!

Cadılar (Witches) : İyileri azdır, kötüleri çoktur. Amaçları için her yolu mübah görürler; kadınları ekarte edip erkekleri kullanırlar. Erkekler de mal gbi inanırlar bunlara ama sonunda zehri içip geberip gider ya da ölene kadar köle olurlar. Dış güzelliğinin iç iğrençliğiyle mükemmel bileşimidirler çoğu zaman. Maalesef suyla erimezler.

Canavarlar (Monsters/Beasts) : Asında cana'yokturlar; yani canavar diye bir şey yoktur. Hadi dağılın bakiim!

;))
FÖŞ the SuluKöfte Monster !!!

Cuma, Ocak 30, 2009

coffee'jens



Yapılacaklar:


1) Temizlik yap, sil süpür ov... oh yeah!

2) Tez materyali oku, tez materyali yaz, tez yap, tezzz...

3) Oz'un 1. Sezonunu yaz bitir, 2. Sezona geç. Eric de gelsin çeksin... yeah yeah yeah!

4) Kanka'yı ara, ötekine mesaj at, berikini kenara çek, hepsini ortada topla...

5) Kedilere yemek indir... internetten. Böğh!

6) Kahve yap, kahve iç, kahve kok.

7) Jensen'ı izle, Jensen'ı dinle, Jensen'ı sev... oh yeah!


İmza: Temizlikçi Kadın!!!

Pazartesi, Ocak 26, 2009

down-date!!!

UPDATE TEMBELLERİNİN GALAKSİ REHBERİ

Artık yazacak bir şey bulamadığımdan mıdır, yoksa yazacaklarım buraya yazılacak şeyler olmadığından mıdır bilmem, Jensen'dan başka paylaşacak şey bulamıyorum son günlerde -ki onu da asla paylaşmam normalde ama - hadi yine iyisiniz! :PP

Geçen gün çok sevdiğim bir ablamla konuşurken -yuh köfte senin bile ablan varsa!- iş güç muhabbeti oldu. Çok çalışıyormuş her zamanki gibi. Bana "Eee sen de böyle olacaksın çalışmaya başlayınca" dedi, beddua gibi!!! Aman Allah korusun! dedim hemen içimden, ne bu ya, herkes aynı şeyi aynı şekilde aynı zamanda yapmaya mecbur mu be kardeşlik?!

Ben daha büyücem, birdirbir oynicam, çelme takıcam, çengel atlicam, hop hop çevircem...

"Cause tonight I'm gonna be John Wayne!!! -period!

Küçük insanlar ve büyük egolar... Şaka mısınız siz ya? Kamera mı takılı münasip yerlerinizde? El sallayabilir miyim peki?!

Hayır yani, kim neden sizinle uğraşsın ya da siz hayatlarınızda nasıl bir travma yaşadınız ki böyle oldunuz? Nasıl mutsuz bir hayatınız var ki, ne büyük bir memnuniyesizlik, bir kendinden nefret etmedir ki bu, insanlara da öyle davranıyorsunuz? Bu kavga niye? Bir sakin olun anacım ya, bir silkelenin kendinize gelin, hayret bişi yaaa...!!!

Daha da yazar idim ama bundan sonrası küfre girer, kütük kızar... zzzt!

Küçük mucizelerin peşini bırakmıyorum, birazdan Engin'i arayacağım, bakalım Fare yılının bitimine çok az kalmışken farelik ne kadar işime yarayacak? İzlemedeyiz efendim, buyrun, evet, hoşgeldiniz yayınımıza, alo???

Pazar, Ocak 04, 2009

girdik!!!


Fotoğrafa bakıp da yanlış anlamayın, sadece yeni yıla girdik hihohohaa :PPP

Ailecek şaşkıncana girdiğimiz yeni yılda tüm sene boyunca şaşkın şaşkın dolanmak pahasına açtık hediyelerimizi. Ben en çok kırmızı donumla çorabımı beğendim. Bu aralar züğürt olduğum için sevdiklerime istediğim hediyeleri alamadım ama başka sefere artıkın İnşallah...

Bu arada yeni yılda da Jensen'a aşıkım aşıkım aşıkım! Hatta "Forever Jensss" falan yani :)))))))))

Bunun dışında tezde henüz bir ilerlemeye imza atamadım ama danışman hocam benim için ilgili forma "başarılı" diye imza attı, sağ olsun. Gerisi kader kısmet hayırlısı...

Yeni gözdem "Oz"... Bir çizgi roman kadar renkli, rahat ve komik... Ama bir o kadar da tehlikeli ve "bitchy" :P

Şimdilik bu kadar yeni izlenimler anacım, sevgiler saygılar ve hatta mutlu yıllar :kiss:

Pazartesi, Aralık 29, 2008

baş baş 2008...

Bu seferki hakikaten çabuk bitti yafu, ben anlamadım, bir daha yapalım :PPP

Efenim; herkese mutlu ve güzel yıllar dilerken kendime de;

Sevdiklerimle mutlu, sağlıklı, başarılı, bol gülmeli, bol yazmalı ve bol kitaplı ve tabii bol tezli bir yıl diliyorum :)

Öpüldünüzzz............. FÖŞ!

Cumartesi, Aralık 06, 2008

Salı, Kasım 25, 2008

the killer(s)

All these things that I've done

When there's nowhere else to run
Is there room for one more son
One more son
If you can hold on
If you can hold on, hold on
I wanna stand up, I wanna let go
You know, you know - no you don't, you don't
I wanna shine on in the hearts of men
I wanna mean it from the back of my broken hand

Another head aches, another heart breaks
I am so much older than I can take
And my affection, well it comes and goes
I need direction to perfection, no no no no

Help me out
Yeah, you know you got to help me out
Yeah, oh don't you put me on the back burner
You know you got to help me out

And when there's nowhere else to run
Is there room for one more son
These changes ain't changing me
The gold-hearted boy I used to be

Yeah, you know you got to help me out
Yeah, oh don't you put me on the back burner
You know you got to help me out
You're gonna bring yourself down
Yeah, you're gonna bring yourself down
Yeah, you're gonna bring yourself down

I got soul, but I'm not a soldier
I got soul, but I'm not a soldier

Yeah, you know you got to help me out
Yeah, oh don't you put me on the back burner
You know you got to help me out
You're gonna bring yourself down
You're gonna bring yourself down
Yeah, oh don't you put me on the back burner
You're gonna bring yourself down
Yeah, you're gonna bring yourself down

Over and in, last call for sin
While everyone's lost, the battle is won
With all these things that I've done
All these things that I've done
If you can hold on
If you can hold on