Çarşamba, Ağustos 30, 2006

hayatınızın anlamı geri döndü!




















Merhabalar canlarım! Evet, beklenen gün geldi; biricik köfteniz döndü! Hem de müthiş fotolar ve tuhaf anılarla :PP veee tabii ki tatillik ayak resimleriyle! Hehehe fetişistlere duyurulur :PP

Hepinizi hasretle kocaman öpüyorum, daha sonra kaynatırız artık ;)*

Perşembe, Ağustos 17, 2006

tatil köftesi version 0.2

Evet canlarım ciğerlerim; köfteniz yine kaçıp gidiyor buralardan kısmetse... Yine türlü sululuklar ve mavi sular peşinde... Ben gidip dönene kadar iyi bakın buralara, bloga ve tabii kendinize de... Öpüyorum canlarım; haydin baş baş!

Not: Bak dayanamadım, gitmeden yine size bi güzellik düşündüm. Yüksek Sadakat'tan Döneceksin Diye Söz Ver; pek sefkili İçliKöftecim göndermişti doomgünümde, ben pek içlendim, bıyrın siz de bırdan yakın :P

Güneşin ufka değdiği yer
Oraya git ama yine gel
Döneceksin diye söz ver
Böylesi hepsinden güzel
Git özlet kendini yine gel
Döneceksin diye söz ver
Dinle uzaktan çalan şarkı hicazdan
Yaktık seninle biz bir yangını yeni baştan
Dinle uzaktan küllerin arasından
Madem her şey biter yine başlar yeni baştan
Bana ne olur ellerini ver
Gideceksin ama yine gel
Döneceksin diye söz ver...

Söz! :PP

Pazar, Ağustos 13, 2006

A Smile in a Whisper
















Do you want to know a secret?


Titles by Fairground Attraction

Photo by Xenapp ;)

Perşembe, Ağustos 10, 2006

iyi ki doğdum...

İyi ki doğdum ben... İnsanız diye geçinip türlü çirkinliklerle, pisliklerle mahvettiğimiz; bizden başka canlı yokmuş gibi hayat bulmaya çalışan her yaratığa zehir ettiğimiz; kendi türümüze bile her gün işkence ettiğimiz; sonra da karşısına geçip yaptığımız iğrençliği gururla seyrettiğimiz bu dünyaya... iyi ki doğdum!

Biraz acı olduysa kusura bakmayın; sadece içimden geçenler bunlar... Ama hepinize teşekkür ediyorum; iyi ki varsınız ve iyi ki bu dünyayı çekilir kılıyorsunuz...

Sevgiler

Pazar, Ağustos 06, 2006

blog kardeşliği böyle günde lazım

Uzun zamandır bu konuda bir şeyler söylemek istiyordum ama sürüp giden bu acımasız savaşa karşı "yeter artık durun!"dan başka ne denebilir bilemiyorum. En iyisi lafı, gerçekten söyleyecek sözü olanlara bırakmak. İşte savaşa bizzat şahit olan Iraklı, Lübnanlı blogcu arkadaşlarımız...

Baghdad burning by Riverbend

Kerblog in Beirut

Salam Pax the Baghdad blog

Electronic Intifada

A Family in Baghdad

Ve bitirirken de Mazen Kerbaj (kerblog)'ın İsrailli bir gazeteciye verdiği yanıtı ekliyorum. Kendisi söylenecek herşeyi söylemiş zaten...

"to an israeli interviewer"
You have called me today to request an interview for an Israeli newspaper. Here is my answer.


you want to interview me about the music we are keeping going in beirut today.

in other times, i would have liked to be interviewed by an israeli newspaper to talk about my music and my drawings.

i would have probably said for a start that i never imagined the israeli people like green people with antennas.

i would have talked about the free jazz and the improvised and experimental music scene in lebanon. i would have said that beirut is most probably the closest city in the world to tel aviv and that the musicians and artists of both cities have a lot in common. at least the weather, not to speak about the mediterranean way of life and the high concentration of intellectuals, artists, thinkers and free men in both cities.

today that i have the occasion to say whatever i want, i do not wish to do so.

today, instead of playing music with my friends musicians in Beirut and in the whole world, i am playing with the israeli air force. and this, i do not accept.

today, i sadly do not feel we have the same weather anymore. beirut is getting hotter every day. and this, i do not accept.

today, i am beginning to believe that there is not so much free men in israel.

i tend to think more and more that the majority of the israelis are really green with antennas on their heads. and this, you shouldn't accept.

today, i do not wish to speak anymore.

thank you for listening to this “nothing” i ended up by saying.

posted by mazen

Cuma, Ağustos 04, 2006

şarkım geldi...

Gecenin bir yarısı, yazısını bitirmek için çırpınıp duran, sıcaktan patlayan ve kafayı duvarlara vuran bir köfteceğiz ne yapar? Kuzucuklarına mesaclı mesaclı "lyric" yazar efenim...

Happy when I'm crying - Pearl Jam

I need a song to help along
When it feels wrong it seems so long
To get to the light
We live in homes talk on phones
Hear the tones can you hold
Moving fast as light TV's on at night
Does peace come out of fighting
Can truths come out of lying
I'm happy when I'm crying
If reality is what I see newspapers mag-azines TV
Tell's what's going on leading us along
It's not absurd to all get heard
Put our feelings into words
You have to reach inside no feelings to hide
Does peace from out of fighting
Can truth come out of lying
I'm happy when I'm crying
Bring children into the world
We couldn't have done it by ourselves
Stop and wonder why
There's more than meets the eye
Somewhere inside I did believe
I can't belong I was wrong
I have gained insight
I will see the light
Truth isn't lying
Peace isn't fighting
Love isn't dying

Not: Bir de aplanız için Pearl Jam'den "Bee Girl" ile Morrissey'den "Girl Least Likely To" adlı parçalara bi bakıverin zamanınız olursa, pek bi içlendim de akşam akşam ;P

Salı, Ağustos 01, 2006

Salı, Temmuz 25, 2006

yepisyeni köfte!

Evet anacım; gördüğünüz üzzre blogumuz yenilendi, süslendi püslendi, cici oldu. Eh artık bi iç dizayn lazımdı zaten. Kabul ediyorum, bir yerlerden kopya çektim, komşu bloglardan aşırdım ama olcek o kadar. Hepsini sizin için yaptım canlarım, kendim için bişii istiyosam noliim ayol! Hadi siz blog içi gezintinize devam edin, commentlerinizi eksik etmeyin, ee nasıl buldunuz hadi söyleyin! ;)

Pazar, Temmuz 23, 2006

hasret köfteleri

















Ayrılık değil, son hiç değil... Ama merak etmeyin sizi de kendimi de ağlatıp blog ortamlarını kasmiicam; ben hasretimi kenarda köşede tek ayak üstünde (ve gözyaşlarıma eşlik edip akan burnumla beraber) çekerim anacım. Siz yeter ki yol hazırlıklarına başlayın; minibüs tutulsun, yolluklar pişsin, arkamızdan sular dökülsün; istikamet kara kent Ankara! Ya zaten yıllardan beri bir Ankaralı özletiyordu kendini (bkz. Hande zillisi), şimdi bir de Aslıyan köftesi çıktı başımıza. Ama sıkı durun Ankara, Bolu, Abant ve bilimum yolüstü et lokantaları! Yıllar ayıramayacağı gibi yollar da ayıramayacak; artık sadece İstanbul değil, tüm yurt bıkacak bizden niahahahaaaaaa!...

Zırlamayın len!

Not: O Aslıyan'ın başındaki ellerden biri benim; yani mesaj veriyom kızım, elim her zaman üstünde olacak, benden kurtulamayacaksınnn!!! ;)*

Cuma, Temmuz 14, 2006

mezuuun!!!


Evet canlarım; gördüğünüz üzre köfteniz mezun oldu. Tabii yandaki gibi bir sahne yaşanmadı (:PP) ama çok eğlendik, çok duygulandık, pek de bir sulandık. Önce kep töreni, sonra da pek şenlikli mezuniyet balosu derken hem eğlenceden hem de yorgunluktan bitap düştük ama daha bitmediii! Bundan sonra daha bir eğlenip daha bir sulancaz, bizi izlemeye devam edin anacım ;)

Not: Köftenin saçlar gitti, algı da düştü. Yaslardaydım yeni toparlandım. Kökü bendeymiş, pöh! Alacağın olsun Selim abi! :P

Cumartesi, Temmuz 01, 2006

resimsiz :P

Ayol hep göz banyosu yaptıracak değiliz ya! :PP Bu da böyle olsun be yav :)

Hayat enteresan, her zamanki gibi... Tuhaf bir seyirde devam ederken beni de şaşırtmaya devam ediyor. Aman anacım, Allah şaşırtmasın!

Bir de şöyle bir durum var; hayatımda ilk defa ileride ne olacağı hakkında en ufak bir fikrim yok. Yani öyle garip ki; sanki bu yazdan sonra hayat yokmuş gibi... Ağustos, bilemedin en fazla Eylül'den sonrası bir büyük boşluk, adeta kara delik resmen... Ve bendeniz; "fil" in the blanks! Şu an Sheryl Crow "If it makes you happy, it can't be that bad" diyor ama durum Muse'den "Supermassive Black Hole"e daha fazla uyuyor, tabii supermassive olan yine benim...

Yine bir yerlere, bir şeylere, birilerine yetişmem gerektiği hissine kapılıyorum ama aslında yetişmem gereken tek kişi bizzat ben kendimim galiba. Sadece biraz toparlanmam lazım, sanki daha toparlak olabilirmişim gibi! :PP Aaa hakikaten, bu arada ayın 11'indeki mezuniyet için de ufaktan kampa girmem gerek, yoksa o siyah elbisenin içine asla sığamayacağım (yaa entel entel giderken birden sohbet bööyle sığlaşır işte, yüzeysel köfte senii!)

Her zamanki gibi size birkaç gündem maddesi sunmak isterdim canlarım ama şu deli sıcakta valla halim yok. Üstelik yazdığım gündem maddeleri bir bir elimde patlamaya başladı bildiğiniz üzre (bkz. Morrissey'im tatlı aşkım, benim yumuşak tatlım!) Yine de küstüm oynamıyorum diyemeyeceğim; daha yapacak çok işim var. Daha büyücem; "savaşçı" olcem, mezun olcem, yarışmacı olcem, "kardeş kraliçe" olcem, bi de sığdırabilirsem arada yerli turist olcem... Ama bittabii her zaman ve her an sizin biricik "suluköfteniz" olmaya devam ediciim kuzucuklarım ;)

Beni izlemeye devam edin :P*

Cumartesi, Haziran 24, 2006

kahve bahane...



... fal şahane?! Yalan halbuki! "Fal"ı aynaya tutarsanız görürsünüz gerçek yüzünü: "laf"tır esası. Falcı da laf cambazı demektir aslında. Neyi ne kadar bildiğiniz değil, neyi nasıl söylediğiniz önemlidir. Tabii iş biraz da karşınızdakinin safiyetine ve inanma arzusunun şiddetine kalmıştır. Ama iş ciddiyete ve maddiyata dökülmedikçe her zaman keyifli bir meşgale olmayı sürdürmüştür fal; annelerimizin altın günlerinden kampüs kantinlerimizin kaynaşma ortamlarına sürdüregelmiştir o taçsız egemenliğini. "Neyse halim, çıksın falım"dır parola ve kalbi kadar dili de temiz olan her bahtı belirsize açıktır gaibin kapıları. Gerisi yalandır; biz fanilere de fala inanıp falsız kalmamak düşer...

Perşembe, Haziran 15, 2006

the watcher


Who is watching us... whose eyes are upon us... the way we were, the way we are... who is gonna tell us which way to go... all and more is in the eye of the beholder... through the binoculars, a whole new world is ahead of you... just sit back and watch...


Thanx: to the lovely model "hotche", to our lovely hostess "arzuhan" and of course to the lovely photographer, who I guess is "tseyn" ;)

Cumartesi, Haziran 10, 2006

steven'ım patrick'im biricik morrissey'im!

Ben buralarda aylak aylak oturayım; yok izin alamayayım, yok ayarlayamayayım, yok ders çalışayım, yok bilet bulamayayım, bilmem ne! Hayallerimin pembe midillili(!) yakışıklı prensi biricik Morrissey'im İstanbul'a ahan da burnumun dibine gelsin, birkaç saat sonra da konser verecek, o kadife sesiyle "yuu hev killd miiiiiii" diye şarkı söyleyip gönülleri titretecek olsun ve ben gidemeyeyim!!! Pes bana! Ayıp bana! Yazık ya banaaaaa.......

Evet canlarım; bir F.Ö.Ş. organiza(ma)syonunda daha yine sizlerle beraberiz ve ne yazık ki Moz'umla değil de sizlerle beraberim! Ühhü ühüü ühüüüüüüü ya...

Efes One Love Festival başladı ama ben göremeyeceğim biricik "one love"ımı, dinleyemeyeceğim ve de höyküremeyeceğim "dı moor yu ignoor miiiiiiii!" diye. Olmaz olsun böyle festival ama görür onlar; the more görmezden gelsinler beni the closer get'icem ben onlara hıh!
O yüzden ve ondan ötürüdür ki, şimdilik bununla idare etmeye çalışacağız sefkili pek gıymatlı gözü yaşlı-bağrı taşlı kuzucuklarım:
Warm lights from the grand houses blind me
Haves cannot stand have-nots
And my love is under the ground
My one true love is under the ground
And I'll never be anybody's hero now
They who should love me
Walk right through me
I am a ghost
And as far as I know
I haven't even died
And my love is under the ground
My one true love is under the ground
And I'll never be anybody's hero now
See as I.. See as I..I'll never be anybody's lover now
Things I've heard and I've seen
And I've felt and I've been
Tell me I'll never be anybody's lover now
It begins in the heart
And it hurts when it's true
It only hurts because it's true
Not: Bunu yazarken radyoda The more you ignore me çalmaya başladı, ağliicam yaaaaaa ;PP

Çarşamba, Haziran 07, 2006

Out of Africa


Biraz da mesaj verelim di mi ama efenim; tam da finallerde Afrika'daki "current history" hakkında çalışırkene bu da bize kapak olsun canlarım!

Cumartesi, Haziran 03, 2006

eternal sunshine değil, eternal bekleyiş oldu biraz ama; sonunda!


How happy is the blameless vestal's lot!
The world forgetting, by the world forgot.
Eternal sunshine of the spotless mind!
Each pray'r accepted, and each wish resign'd

(Alexander Pope)

Haydi arkadaşlar silmeye!...

Çarşamba, Mayıs 31, 2006

çocuk işte...


Ne güzeldir çocuk olmak; hiçbir şeyi takmadan, annenin elini bırakmadan, hevesin henüz kırılmadan, kalbin daha parçalanmadan ve sonunu bilmeden yaşamak, hayat bir oyunmuşçasına...

Keşke hep çocuk olsak; bilmesek, öğrenmesek, kah ağlayıp kah gülsek ama hiç dertlenmesek, tek korkumuz karanlıkta yatağın altından çıkacak canavarlar olsa, henüz insan kılığındakilerle karşılaşmamış olsak, halen elimizi tutacak birileri olsa...

Belki Bigün Yaşlanıcam Ama Asla Büyümiycem!

kih kih kih...

Cumartesi, Mayıs 27, 2006

Pazartesi, Mayıs 22, 2006

birileri beni özlemiş galiba ;P


E biliyorum zati; özlenmeyecek gibi değilim! Ve fekat her zaman da sizinle uğraşamam ki ayol! Bu köfteciğin de işi-gücü (yalannn!), okulu-dersi (külliyen yalannn!), gezeceği-göreceği yerler (bak bu doğru!), yazacağı edebi metinler (ehh!) ve boşa harcayacağı zamanı var! Amma ve lakin sizden gelen özel istekler de benim için pek bir değerli tabii canlarım; yani bir nevi siz isteyin aplanız size kurban olsun durumları (yalaaaaaan!). Sizi mi kırıcam ayol diyerekten attım elimi klavyeye ve ahan da bu güzide resmi buldum, zira duygu ve düşüncelerimi, ruh halimi pek bir güsel yansıtmakta kendisi. Eveet, hepinizin kanını emicemmm! Ama önce gündem maddeleri:

1. 10 Haziran'da Morrissey konseri var arkadaşlar! Toparlanın dedim kimse sallamadı; uyanın, silkinin ve kendinize gelin yahu, biletler kendilerini kendi kendilerine alamazlar (ne cümle beah!). Hayde bakem pamuk eller cebe; gelecekler tahtaya adını yazdırsın ya da buradan comment atsın ya da ya da direk bana ulaşsın, hadi amaaa!

2. Marmara Şenlikleri pek bir şenlikli devam ediyor; Perşembe Nev+Yüksek Sadakat, Cuma Şebnem Ferah aplamız sahne alıyor; aradaki günler de bizim gruplar çıkıyor, canlı müzik yapılıyor, halaylar çekiliyor, pamuk şekerler yeniyor vs. ve fakat asla ve asla bir daha asla gondola binilmiyorrrr!!!

3. Piknik, piknik, piknik!!!

4. Ödevleri yaptıracak birisi aranıyor! :P

5. Yok beşinci madde, ben uydurdum! Ama siz istek yapabilirsiniz; örneğin "beşinci gündem maddesi, aç karna kağıt helva arasında dondurma yiyen bir öğrencinin derse katılım performansı üzerine tespitler hakkında olsun" diyebilirsiniz. Buyrun comment'ten yakın ya da buradan dinleyin ;)

Pulp _ Common People
3 Doors Down _ Kryptonite
Chumbawamba _ I'm With Stupid
Tindersticks _ I've been loving you too long
Pearl Jam _ Soldier of Love

Öptüm kocman! ;)*

Pazar, Mayıs 14, 2006

İşte Selanik!


















İşte canlarım kuzucuklarım; çok merak ettiğiniz Selanik! Pek bir güzel, pek bir şenlikli. Ve Selanik Selanik olalı böyle köfte görmedi! :P Gittik, gezdik, gördük, tatbik ettik; aman efendim pek bir eğlendik! Yediğim içtiğim, gezdiğim gördüğüm buyrun burada aşağıda; tabii hepsini sığdıramadım buraya (giderken Yunan treninin kompartmanına da sığamamıştık zati :P) ama gördüm ki koca bir yürek dolusu sevgi sığdırılabiliyormuş istenince, fırsat verilince. O nedenle öncelikle hocalarımız Günay Hn., Gülden Hn. ve Erhan Bey'e teşekkürlerimi iletiyorum bu güzel seyahat için. Sonra da tek tek bütün yol arkadaşlarıma; Fidan, Özlem 3 (:P), Ezgi, Sevda, Müge, Serhan, Levent ve tabii ki Zeynep'le Hatice'ye sevgilerimi iletiyorum. Özellikle de bunca zaman konuşamayıp da ancak şimdi, sona yaklaştığımız şu vakitlerde tanıma fırsatı elde ettiğim eski-yeni tüm dostlarıma kucak dolusu sefkiler ve de öpücükler gönderiyorum ve bu keyifli yolculuk için hepsine teşekkür ediyorum ;) Ne dersiniz; seneye aynı ekip bir de İtalya yapalım mı?! :PP

not: evet, Selanik İzmir'e benziyor! :))