tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Temmuz 03, 2012

neemiş?!

Demin şöyle bir dönüp baktım da, uzun zamandır hep fotolu konulu postlar girmişim (konulu post nedir köfte ya amaaan!). Öylesine, durup dururken, içimi döktüğüm, kafa göz daldığım postlar nerede ey okur, sorarım sana! Eh dolayısıyla sen de dönüp bana soracaksın, o yüzden hemen cevap veriyorum: burada vatandaş, burada! Koooş!

Heh geldin mi canım? Hemen başlıyorum o zaman. Şimdi benim bir karşı komşum var. Benim odamın balkonuyla onların mutfağı karşı karşıya ve arada bir adam atmalık mesafe var. Ve kadın manyak. Kendi çocuğuna beddua okuyabilen bir bünyeden bahsediyoruz. Ve kadın manyak. Sabah akşam ciyak ciyak bağırıyor. Ve kadın manyak, söylemiş miydim? Hah işte, ben kendisini o bir adam atmalık mesafeden atmak istiyorum. Nasıl yapsak?

Malum tatilden döndüm. Ama bunu ancak aradan günler geçip de derilerim soyulmaya başlayınca anladım sevgili okur. Böyle de algısı açık, zehir gibi bir bloggerım anlayacağın. Anladın mı? Tamam, o zaman hemen konu değiştiriyorum. Hani kızlar erkeklerin asılmasından rahatsız olur ya (tamam bazı kızlar, bazı erkekler ve bazı zamanlar), daha fenası varmış: bir kızın asılması. Hani erkekler hayırdan anlamıyor diye yakınırız ya, hah bacım asıl kızlar anlamıyormuş. Bak bacım dedim, anladın sen onu...

Hoop değiştir! Tatildeyken iki şey oldu. Babamın benim mesleğim olmadığını sandığını, dolayısıyla insanlara da işsiz olduğumu söylediğini fark ettim. Tamam işsizim hamdolsun ama bir mesleğim de var hani. Gerçi ben "mesleeem" demeyi tercih ediyorum ama olsun, var ya çok şükür, o da bir şey. Sonracığıma, günlerden bir gün çok sevdiğimiz ve ailecek haşır neşir olduğumuz bir kuruma birtakım sıkıntılarımızı anlatacağımız bir dilekçemsi yazmamız icap oldu. Eh ailenizin yazarı olarak bu görev elbette ki bendenize düştü. Zaten denize düşen yılana sarılır diyerekten ben de kaleme sarıldım ve döşedim en kalbi duygularımızı. İşte babam o dilekçeyi okuduktan sonra bana döndü ve "İşte şimdi inandım senin yazar olduğuna," dedi. Elimi böğrüme götürdüm, "Babamsın," dedim.

Bu da böyle bir anımdır sevgili okur. Şimdi kapı çalıyor, koşup açmam lazım. Zaten ocakta da yemeğim vardı. Hadi kal sağlıcaklan...

Çarşamba, Haziran 27, 2012

foto dayri - ben ısıttım gelin

bu bir kartpostal mıdır? yoksa post bir kartal mıdır?

ortada kuyu var, yandan geç canım.

"benim olucaksın mukaddes!!!"

boy veriyorum! gulp gulp!!!


iyi geceleeerrr :)

Perşembe, Haziran 21, 2012

foto dayri - boy veriyorum!

Olm totem mi yaptınız, nazar mı değdirdiniz naptınız bilmiyorum ama çok pis gözlere geldim tatillerde! Burnum ayrı, gözüm ayrı, beynim ayrı aktı yemin ediyorum. Ama neyse ki iki aspirin, üç felak ilen atlattık badireyi. Size de kerevetine çıkmak kaldı hacılar. Öperinnsssss....

yes it iz biiitıful :)))


dağdan bir kız geeliiir döönee döööneee!

martı canıtın livingstın was here :)))

tatildeyiz deyi cühela mı galalım?!!
william golding - sineklerin tanrısı ;)


ben olacağım da abuk sabuk pozlar vermeyeceğim? ha- ha - ha!!!

Pazar, Haziran 17, 2012

giderim buralardan

Hazır izleyici sayım 1 eksilerek 27'ye düşmüşken (hayır yani kim olduğunu da bulamadım o 1 kişinin, bulsam neden takip etmeyi bıraktığını da soracağım ama neyse!) yine abidik gubidik postlarımıza devam edebiliriz sevgili köfteler. Bakın o kadan entel dantel postlar yaptım; yok efendim kitaplar, etkinlikler, hikayeler falan fıstık ama n'oldu? Hangi biriniz açıp da okudunuz ya da yorum yaptınız? Nada. O vakit hiiiiç kendimi kasmıyorum, hazır alıp başımı da gitmişken aynen o başın dikine gitmeye devam ediyorum. Bıyrın bakalım.


Şunu anladım ki, cinsiyetler arası farklılıklar en çok bavul toplarken kendini belli ediyor. Ne alacağım, ne koyacağım derken kafaları yedim yine, bavullara çantalara sığamadım. Ne o, kafa dinlemeye gidiyorum. Bırak arkadaş, sinir stres sahibi oldum bişi unuttum mu diye. Dakka bir gol bir...


Yazın geldiğini benim renklenen ayak parmaklarımdan anlayabilirsiniz. Meteorolojiyle koordineli çalışıyorum, onlar söylüyor ben boyuyorum. Ve hayır, ojelerime sponsor olmuyorlar maalesef, ancak tekliflere açığım :P


Tatil dediğin şeyde insan erken uyanmak zorunda kalmamalı diye düşünüyorum. Fakat uyandığımda karşılaşacağım manzara buysa bence sorun yok :) Ha bi de en baştan 3 kişilik yerine 2 kişilik oda vermeyeydiler eyiydi, sonradan sorun çözüldü ama şunu anladım ki, ben yoğum arkadaş, yoğum ben yoğum!




Henüz ısınma ve kafa dinleme turlarındayız. Deniz sezonu ne zaman açılır bilmoorum ama şimdilik böyle takılıyoruz biz. İlerleyen günlerde ne olur, fırtına mı kopar isyan mı çıkar, bakacağız artık. Ve fakat şu kadarını söyleyeyim: emekliler çıldırmış olmalı sayın seyirciler! (evet sen, beni bırakıp da giden o 28. kişi! çok mu mutlusun şimdi ha? terkettiğine değdi mi, başın göğe erdi mi ha söyle bana! git başkalarını takip et şimdi sen, git onları oku, onlara yorum yap! git hadi git, ben bakmıyorum :)))