Cuma, Ekim 19, 2012

Aydınlık Kitap'ta DBD 2 :)

Kapağı elime alıp da Neil'le yan yana olduğumu
görünce tatlı bir heyecan sardı tabii beni :)))

Bu da iç kısımdaki yazı ;)

Pazartesi, Ekim 15, 2012

dut dayri

Buralar eskiden hep dutluktu okur. O yüzden arada boşlayıp böyle ayrı kalmalarım. Gözüm dalıyor, eskileri yad ediyorum. Keh keh keh. Tamam lan gevşemeyin. Yoktuk işte ne var? Ha çok meşgul olduğumdan mı? Değil elbet ama bulduk işte yapacak bir şeyler. Ne mi? Gel hadi anlatayım, kıyamam eksik kalma. Gözümsün.

Run İstanbul'a katıldım ve birinci oldum!!!
Hahhaaa ay söylerken bile yadırgadım ya, yok olm gittim yavaş yavaş en arkadan yürüdüm tabiisi. Ya ne olacağıdı? Sonuçta o madalyayı katılan herkese vermiyorlar mı? Daha ne kasacağım kendimi cık cık cık...
Ama iyi gelmedi de değil hani. Koşmak değil tabii, yürümek. Hani olsa şöyle haftada bir sahilde iki yürünse fena olmaz diyeceğim ama benim gözüm yürüyüş sonrası yapılan grand kahvaltıda olduğundan söylediklerimin pek de kıymeti yok sevgili okur. Söylesem tesiri yok, sussam mide razı değil. Anladın sen...

Dört yıl önce yazdığım "ECEL"i tekrar gözden geçirip 409 A4 sayfadan 302'ye indirmeyi başardım. Kendi açımdan büyük bir başarı; çünkü 4 yıl içinde çok şeyin değişmiş olduğunu gördüm. İleriye doğrudur, umarım :) Ancak burada bitmiyor iş, daha çoook düzeltmem ve belki tekrar kısaltmam lazım. Ama bu kadarı da oldu ya, artık içim daha rahat. Hayırlısı bakalım...

Sahaf festivalinin sonuna yetiştim. Açık havada onca kitap biraz çarptı tabiisi, oooh mis. Bir de üstüne kelepir bulunca çogzel oldu, çoheyi oldu, taam mı?
Bu arada The Godfather'ı izledim ilk defa, bunca sene aklım neredeymiş diyeceğim ama şimdi nerede olduğu da belli değil, o yüzden konumuza dönüyorum. Çok harika film, okur. Git izle, izleyici ol. Her Perşembe Cnbc-e'de, 2'si 3'ü, Allah ne verdiyse. Tam bir aile filmi :)
Bir de The Newsroom var, yeni dizi ama bomba gibi. Nasıl tatlı ablası, bi görsen. John Gallagher, Jr. tabiisi, dizi değil :))
Ayrıca The Walking Dead'in tekrar başlamasıyla benim de sinirlerim hoplamış bulunuyor, sayın izleyen. Vatana millete ve tüm zombi alemine hayırlı olsun. Gerildim ya la!!!
Son olarak; "Derslerle Başım Dertte" serisinin 3. (yazıyla üçüncü) kitabı "Gösteri Zamanı" çıktı, hatta satışta ve hatta raflarda. Ama bende değil. Böyle de esracengiz olaylar, sevgili okur. Ama sen bende yok diye dert etme, git kendine bir tane al. Hatta iki tane al, üçer üçer (rakamla 3) al, sakla seneye de okursun ;)
Şimdilik benden bu kadan. Yaaa okur, gördün mü nasıl diktiler koca koca gökdelenleri. Halbuse eskiden buralar...

Çarşamba, Ekim 03, 2012

Sulu Köfte Sanat 2012'de :)


Canlısıydı tekrarıydı, heyecanıydı telaşıydı, gaktı guktu derkeeen bir programın daha sonuna geldik sayın köftegiller :) Kaçıranlar, izleyemeyenler, izleyip de tekrar görmek isteyenler için programın tam kaydı şu linkte: Sanat 2012 - Funda Özlem Şeran


Bu sefer canlı yayının perde arkasıyla ilgili söylenecek pek bir şey yok. Önceden planlandığı için bir nebze daha telaşsız ve sakin geçti. Gidiş, saç, makyaj çabucak ve sakin sakin halloldu. Güler yüzlü ekip çok yardımcı oldu. Engin Hepileri zaten şeker gibi bir adam, dostça yaklaşımı ve rahat sohbetiyle heyecanımı yatıştırdı, sağolsun :)


Sonuçta pek de fena bir program olmadı sanki, söylemek istediğim çoğu şeyi söyledim, unuttuğum varsa da affola :) Bir de heyecandan "Karga" yerine "kavga" demeyeydim eyiydi :))

Not: Program "still"lerinde çok komik pozlar yakaladım ama artık onu da burdan paylaşıp suyunu çıkarmayacağım elbette. Arada açıp kendi kendime gülmek bana yetiyor canlar. Yayında ve yapımda emeği geçen herkese çok teşekkürler, bir daha görüşene dek esen kalın ;))

Cuma, Eylül 28, 2012

yine mi canlı yayın?!

Gün geçmiyor ki yeni bir abukluk şu garip köftenizi bulmasın sevgili köftehorlar. Geçen sene Cine5'teki Yasemin Bozkurt'lu canlı yayından canlı kurtulanların derdi bitmemiş, çekilen acılar yetmemiş ki bu sefer de devletin kanalı çağırdı beni. Koskoca TRT Okul, devletin eğitim öğretim için kurduğu bir kanal ve canlı yayın konuğu ben. Diyorum size, bu ülkede bazı şeyler çok yanlış gidiyor! Ama bu gidişe bir dur diyecek miyim? Ne münasebet, bana nesi canım! Madem halk beni istiyor!!!  :P

Şaka bir yana, 2 Ekim Salı günü saat 17.25'te TRT Okul kanalında Sanat 2012 programında Engin Hepileri'nin konuğu olacağım, bir aksilik olmazsa. Ne konuşacağım hakkında en ufak bir fikrim olmaması bir yana, canlı yayın olması öte yana, ben öbür yana. Gördüğünüz gibi yanlarım şimdiden ağrımaya başladı. İzlerseniz ne ala, kaçırıp da tekrarını izlemek isterseniz aynı gece 00.05'te tekrar yayını var ama hiç izlemezseniz de daha iyi gibi, bilemedim. Üff heyecan bastı, gidiyom ben ya!

Cumartesi, Eylül 22, 2012

Dear Tabitha ve sürprizlerle dolu bir "Trap"

Her şey kitapçının kelepir İngilizce kitap reyonunda "Tabitha King" adını görmemle başladı. Görür görmez atladım tabii hemen "The Trap"e (hehe ne manidar oldu :P). O mutlulukla bir de Stephen King kitabı alınca Mr. & Mrs. King pek sevindiler tabii :)) Fakat asıl meselemiz o değilmiş meğersem. Kitabı açıp incelemeye başlayınca bir de ne göreyim?


Kitabın içinden iki tane Babalar Günü kartpostalıyla iki tane de fotoğraf çıktı. Kitap gibi onlar da yabancı tabii, kimbilir hangi memleketteki hangi aile... Şu an neredeler, ne yapıyorlar, nasıllar bilmiyorum ama 1997 yılında tam da resimdeki gibilermiş işte :)


Fotoğrafların arkasında isimleri ve yaşları yazıyor fotoğrafın çekildiği 1997 yılındaki. Kartpostallar ise ayrı şirin. Öyle garip hissettim ki bunları kitabın içinde bulunca, sanki birden Kingvari mistik bir romanın ya da filmin içine çekilmiş gibi oldum. Söz konusu King ailesi olunca insan her ihtimali düşünüyor tabii ister istemez :))


Belki dünyanın öbür ucundaki bir aile eski fotoğraflarından ve kartlarından mahrum kaldı ama Bay ve Bayan King benim masamda birleştiler günün sonunda :))


Bunlar da günün diğer ganimetleri. Özellikle Roald Dahl'in "The Witches"ını bulmam da ayrı bir güzellikti, yaşasın kelepir! :)))

Pazartesi, Eylül 17, 2012

Burgaz Dayri

Yaza veda edemeyenleri böyle alalım :))




Sait Faik'siz Burgaz da olmaz; fakat 2 yıldır tadilat bahanesiyle kapalı
duran evine de bir el atıverseydiniz hafızlar...

Kahvesiz de bir köfte düşünülemez di mi ama :)))

Renkli tırnaklar olmadan yaza veda olur muymuş hiç?!


Çarşamba, Eylül 12, 2012

Yeni Kitap !!!


"Derslerle Başım Dertte" serisinin ikinci kitabı "Hayvanat Bahçesinde Neler Oluyor?" çıktı canlarım ciğerlerim :) Linkleri şuralarda, vatana millete ve de köfteye hayırlı olsun :))

finalkültürsanat  idefix  kitapyurdu  kabalcı  d&r

Pazartesi, Eylül 10, 2012

Kına Dayri !!!

Bu "photo diary" işini artık iyice abarttığımın resmidir :)))


Kına, görüldüğü üzre, ülkemizde "yakılabilen" bir çeşit bitkidir :D

Ve yine görüldüğü üzre, her Türk kızı bir gün kınayı yakacaktır :))

Ve ayrıca, her Türk kızı dansöz doğar! :P

❤ "Yağmur & Bulut" kolyem ❤

Çarşamba, Eylül 05, 2012

like'sız yorumsuz...

Merak ediyorum; arkadaşlarım, tanıdıklarım arasında sokağa çıkarken, yolda yürürken, minibüse/otobüse/taksiye binerken, evine giderken korkmayan, çekinmeyen, tedirgin olmayan bir kadın var mı? İster şehrin göbeğinde, isterse sakin ve ıssız bir kasabada/köyde olsun; acaba hangimiz bir erkeğin/bir grup erkeğin yanından/önünden/arkasından geçerken kendimizi rahat ve güvende hissedebiliyoruz? Kaçımız aklımızdan türlü felaket senaryoları geçirip içimizden dualar etmeden evimize ulaşabiliyoruz? Ve ben gerçekten merak ediyorum; bizim her gün aklımıza gelen bu binbir düşünceden ve korkudan kaçını bir erkek bir kez olsun düşünüyordur tüm hayatı boyunca?

Ve ben bunları yazıp paylaşırken, acaba böyle düşünen kadınlar var mı, sesimizi duyarlar mı diye içimden geçirirken bu ve bunun gibi yazılara sessiz kalıp, gidip alakasız resimlere fotoğraflara "like" yapıp yorum bırakan, bırakabilen kadınlar var.

Galiba her şerrin suçunu da erkeklere atmamak gerekiyor. Biz kadınlar olarak birbirimize ne kadar sahip çıkıyoruz ki elin herifi empati kursun halimize?

yeter ki kafalar güzel olsun!

sağ baştan say! marilyn monroe, darth vader,
iskeletor & bir küçücük aslancık

Salı, Eylül 04, 2012

bitti bitiyor nokta kom


Ne kadar dirensem de sanırım artık kabul etmem gerek. Geceleri camlar kapalı yatıp, gündüz evin içinde çorap giyiyorsa bir insan -insan?- artık yaz bitmiş demektir. Bikinilerinizi, güneş kremlerinizi, hasır şapkanızı plaj çantanızın içine koyun ve çantayı da dolabın en tepesine kaldırın. Güneş gözlüklerimiz ve kot şortlarımız bize kalsın  köftelerim. Ühühühü...

Pazar, Eylül 02, 2012

Aydınlık Gazetesi Kitap Eki'nde Derslerle Başım Dertte :)

nerede benim nazar boncuğu görselim? :))


yaptım oldu serisi vol. 632587

Gezinirken şunu gördüm ve çok hoşuma gitti:



Vay babasını dedim, elin Dıycı blogcusu yapar da ben yapamam mı ve yaptım:



Şimdi fotoğrafa bakıp "aaa 2 iğne kullanmış dolma parmak" diyeceksiniz ama valla parmaklarım incedir, iğneler kısa herhal :PP

Cumartesi, Eylül 01, 2012

what is this place?!


Eylül gelmiş olm ya, niye haber vermiyorsunuz? Yaz bitti diye diye bitirdiniz işte, mutlu musunuz şimdi?! Neyse, en azından yerimizi yadırgamıyoruz, o da bi'şe! Öberin...

Cuma, Ağustos 31, 2012

Çarşamba, Ağustos 29, 2012

♥ sürpriiiizzzz!!! ♥


Bu sabah güzel mi güzel bir sürprizle uyandım. Kutuyu açar açmaz kucakladılar beni. Aman da annesinin güzelleriiiiii yirim oyyhhh! Sonra küçük bir odada, 30 derece sıcakta, gürültü olmasın diye cam çerçeve kapalı, bir ufak vantilatörle bilgisayar başında kafa patlatırken geçirdiğim saatler geldi aklıma. Daha bir sıkı sarıldım yavrılarıma, öptümm öptümmm☺

Salı, Ağustos 28, 2012

♥Sulu Köfte'nin Çılgın Keki♥

Yumurta, şeker, tuz, un, karbonat, vanilin, su, limon suyu, tarçın, ceviz,
parça çikolata ve daha canınız ne dilerse - hepsi göz kararı, artık gözünüzü
nasıl karartacaksanız anacım! Afiyet olsun, muah muah ;*



çızarım ha

-dolma kol bu sene çok moda şekerim-

Pazar, Ağustos 26, 2012

yaaaazzzzzzz

Ramazan'ıydı, bayramıydı, DIY'ıydı gıyıydı derken iyice Ağustos böceği kıvamına geldik sevgili köfteler. Zaten Ağustos çocuğuyum, tamamen salıverdim kendimi. Oldum olası rahatı gördüm mü koyveririm zati, bünye tembel napiim. Yazı da böyle devirdik diyeceğim ama dilim varmıyor. Herkesler şimdikten bitirmiş yazı, sanki kış gelmiş gibi bi havalar bi afralar tafralar. Bitmedi lan yaz! Kıçımız terliyo hala bizim, ne sonbaharı ne Eylül'ü, sinirlendirmeyin insanı!!! Mevsimsel ayarımızı da çektikten sonra birtakım gözlemeleri mideye indirebiliriz canlarım. Mesela mı? Erkeklerin sarışın kadın sevdasını bizzat gördüm idrak ettim artık. Benim saçımdaki toplam iki (rakamla 2) tutam platin sarısına bile bu kadar ilgi gösteriyorlarsa toptan sarışınlar ne yapıyordur çok merak ediyorum. Yazık bacılarıma. Ben böyle iş görmedim arkadaş, şu yaşıma geldim, bir (rakamla 1) yaşıma daha girdim. Bunun Ağustos ayında doğup sahiden de bir yaşıma daha girmemle alakası yok, tamamen platin etkisi. Vuhu çogzel film adı olur bundan. Öldüren cazibe gibin. Öldüren köfte. Kıyma cazibesi. Gözlemenin dibi. Bana "eneee çocuk kitapları mı yazıyosun o ne beee hıh" diyenlerin arka arkaya iki cümleyi bir kağıda yazamamaları gerçeğine ne demeli? Hadi tamam, bilgisayar klavyesi olsun, ona da razıyım. Sayıyla mı dağıtıyolar lan sizi? Saçlarınızı platine vurup minibüsçülerin önüne atarım olm, ayağınızı denk alın!!!

Cuma, Ağustos 24, 2012