- Xasiork'un misyonunu tamamladığı şu günlerde yeni oluşumumuzla yine karşınızdayız sevgili okuryanlar. Ölümsüz Öyküler yayın hayatına başlamıştır, vatana millete hayırlı uğurlu ve de uzun ömürlü olsun ;)
- "Sevdiği gibi yazamazsa ölecek" hastalığına yakalandığımdan daha önce bahsetmiştim. Şükür ki biraz hafifledi de, milyonlarca yıl önce başladığım öyküyü bitirebildim. Hem onu, hem de Tabitha King romanı hakkında yazdığım incelemeyi şu linklerden okuyabilirsiniz: "Samiver" - Tabitha'nın Tuzağı ya da Yetenekli Bayan King
- Uzun zamandır muzdarip olduğum bir konu var (muzdarip neyy lann?!). Arkadaş, herkes facebookta twitterda bir yığın şey paylaşır ama ben bir şey paylaştığım zaman olay oluyor. Aslen tanımadığım, tanıdığım ama pek konuşmadığım, konuştuğum ama normal zamanda halimi hatrımı sormayan kim varsa hemen muhalefete koşup yorum yapıyor. Hemen laf sokup gidecekler illa. Ateş almaya mı geldiniz a dostlar? Önce bi oturun çay kahve ikram edelim iki lafın belini kıralım, yooook. İlle yazı astıracaklar bana, "Bu duvara işemek yassahtır!"
- Paylaşım demişken... Arkadaş bazısı da var otu boku paylaşıyor babasını satayım ya. Haber kaynağım uzadıkça uzuyor, bir sürü abuk sabuk resmin fotonun altında bir sürü abuk sabuk özlü sözler, deyimler, özdeyişler aaaayyyhhhhh fenalık bastı komşular su getirin! Hayatın anlamını çözdük bi altına güzel foto bulup paylaşmamız kaldı. Ayrıca bana hayatın anlamını öğretme Abidin, git bi bardak çay koy getir. Hayret bişi yaa...
- Bu aralar DIYlara ara vermiş gibi gözüksem de ara ara aranmıyor değilim (ara-ara-aralık!). Eski dikiş makinesinin tekrar iş görür hale gelmesiyle ben de DIYlarda atılım yaptım; giyemediğim kısalıktaki bir eteğimin ucuna dantel diktim-k-tirdim. Çohzel oldu çohyi oldu taam mı?
- Hazır kış da gelmişken, dolapları tekrar gözden geçirip giymediğimiz ama giyilecek durumda olan kıyafetlerimizi o dolabın esaretinden kurtararak ihtiyacı olanlara ulaştırsak ne kadan da güzel olmaz mı? Giysi bağışı kabul eden belediyeler, kurum ve kuruluşlar var; internetten araştırarak size en yakın olana götürebilirsiniz. Maltepe'de belediyenin Elele Yaşam Merkezi kabul ediyor mesela. (tel: 0 216 388 19 20)
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Aralık 06, 2012
maddenin 6 hali
Etiketler:
aralık,
dıy,
facebook,
giysi bağış,
ölümsüz öyküler,
twitter,
xasiork
Salı, Eylül 27, 2011
o kadar basit değil işte
Şimdi hayat basit dedik, kekleri pişirip bir güzel afiyetle yedik ama öyle olmuyor işte hanımkızım. Olmuyor, olamıyor maalesef. İşler birikiyor, maddeler çoğalıyor, hayat karmaşıklaşıyor, köfte şıklaşıyor. Tamam lan sonuncusunu kafiye olsun diye salladım ama siz konuyu anladınız. Konu zaten hiç değişmiyor ki, hep aynı. Köfte bir şeylere sinirlenir, alır bloga yazar ve olaylar gelişir. Ya da bazen bazı konularda olduğu gibi: gelişemez. Annadınız siz onu, o yüzden maddesel çemkirme ve tepkimelere girişiyorum hemen...
Ha bir de erkek milletine taktım bu aralar ama onu anlatmayacağım. Sadece ulusa sesleniş yapmakla yetineceğim: Bana bakın ulan gerzekler, bundan sonra ben de size sizin kızlara davrandığınız gibi davranacağım. (Yazının bu bölümünde istek bir parça alıyoruz. Gelecek zaman kipinden meydanlarda oy isteyen politikacıya gelsin: Gezeceğim, göreceğim, görürsün sana neler edeceğim...) Nasıl diye açıklamama gerek yok herhalde; nasılsa erkekler nasıl davrandıklarını, kızlar da kendilerine nasıl davranıldığını biliyordur. O yüzden kısaca adios amigos, see u in hell...
Misal ttnet'e taktım bu aralar. Ya da ttnet bana taktı da diyebiliriz, çünkü kafasına göre davranıyor artık. Bazı bazı facebook'a sokmuyor beni, arasıra da yavaşlıyor ama illa ki bir sürpriz hazırlıyor her gün. Buradan bir kez daha sesleniyorum kendisine: Ben sürprizlerden hoşlanmam ahbap, çek fişimi bitsin bu çile... Şaka lan şaka, çekme. Zaten fişim yok, kablosuzum canım, öperim ellerinden.
Sonra mesela hayatı drama tadında yaşayanlara taktım bu ara. Ya da onlar bana taktı da diyebiliriz; çünkü drama-free hayatımda olmadık yerlerden madik atıp ortalığı bulandırmaya çalışıyorlar. Geçmiş mazi ve niyazi kontenjanını zorlayıp magazin basınına bomba düşürmenin hesaplarını yapıyorlar ama yemezler bebek. Bak buradan sesleniyorum: Öyle hayatın draması Rondo'nun kreması diye gelmeyin karşıma, reklam kokan hareketler bunlar, alayınızı yırtarım ha!... Şaka lan şaka, yırtmam belki ama zorlarım. Zor bi insanım. Oh yeah...
Veronica Mars'a taktım bir de bu aralar mesela. O bana takmış olamaz; çünkü bitik bir dizi kendisi, neresiyle taksın allasen. Ama ben yine yeni yeniden Veronica Mars izler oldum, ttnet sağolsun tabii bir de kotamız var nurtopu gibi, o büyümesin diye azar azar zerk ediyoruz bünyeye ama öyle böyle değil. Kurgusal düzeni olsun, diyalogların düzeyi olsun, Logan'ın beni düzeysizleştirmesi olsun öhhöm... Yani su gibi akıp giden bir dizi sonuç olarak... da... dediğim gibi vaktinden önce bitirilmiş kendisi. Buradan yapımcılara ve tv executiflere sesleniyorum: Alemin abuk sabuk dizilerinde milyon dolarlar batıracağınıza şu diziyi üç beş sezon daha sürdüreydiniz de bizi de süründürmeyeydiniz ya be sürüm sürüm sürünesiceler!... Şaka değil bu sefer, sürünmenizi istiyorum pis sürüngenler!
Ha bir de erkek milletine taktım bu aralar ama onu anlatmayacağım. Sadece ulusa sesleniş yapmakla yetineceğim: Bana bakın ulan gerzekler, bundan sonra ben de size sizin kızlara davrandığınız gibi davranacağım. (Yazının bu bölümünde istek bir parça alıyoruz. Gelecek zaman kipinden meydanlarda oy isteyen politikacıya gelsin: Gezeceğim, göreceğim, görürsün sana neler edeceğim...) Nasıl diye açıklamama gerek yok herhalde; nasılsa erkekler nasıl davrandıklarını, kızlar da kendilerine nasıl davranıldığını biliyordur. O yüzden kısaca adios amigos, see u in hell...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)