| sağ baştan say! marilyn monroe, darth vader, iskeletor & bir küçücük aslancık |
Çarşamba, Eylül 05, 2012
Salı, Eylül 04, 2012
bitti bitiyor nokta kom
Ne kadar dirensem de sanırım artık kabul etmem gerek. Geceleri camlar kapalı yatıp, gündüz evin içinde çorap giyiyorsa bir insan -insan?- artık yaz bitmiş demektir. Bikinilerinizi, güneş kremlerinizi, hasır şapkanızı plaj çantanızın içine koyun ve çantayı da dolabın en tepesine kaldırın. Güneş gözlüklerimiz ve kot şortlarımız bize kalsın köftelerim. Ühühühü...
Pazar, Eylül 02, 2012
yaptım oldu serisi vol. 632587
Cumartesi, Eylül 01, 2012
what is this place?!
Eylül gelmiş olm ya, niye haber vermiyorsunuz? Yaz bitti diye diye bitirdiniz işte, mutlu musunuz şimdi?! Neyse, en azından yerimizi yadırgamıyoruz, o da bi'şe! Öberin...
Cuma, Ağustos 31, 2012
Çarşamba, Ağustos 29, 2012
♥ sürpriiiizzzz!!! ♥
Salı, Ağustos 28, 2012
♥Sulu Köfte'nin Çılgın Keki♥
Pazar, Ağustos 26, 2012
yaaaazzzzzzz
Ramazan'ıydı, bayramıydı, DIY'ıydı gıyıydı derken iyice Ağustos böceği kıvamına geldik sevgili köfteler. Zaten Ağustos çocuğuyum, tamamen salıverdim kendimi. Oldum olası rahatı gördüm mü koyveririm zati, bünye tembel napiim. Yazı da böyle devirdik diyeceğim ama dilim varmıyor. Herkesler şimdikten bitirmiş yazı, sanki kış gelmiş gibi bi havalar bi afralar tafralar. Bitmedi lan yaz! Kıçımız terliyo hala bizim, ne sonbaharı ne Eylül'ü, sinirlendirmeyin insanı!!! Mevsimsel ayarımızı da çektikten sonra birtakım gözlemeleri mideye indirebiliriz canlarım. Mesela mı? Erkeklerin sarışın kadın sevdasını bizzat gördüm idrak ettim artık. Benim saçımdaki toplam iki (rakamla 2) tutam platin sarısına bile bu kadar ilgi gösteriyorlarsa toptan sarışınlar ne yapıyordur çok merak ediyorum. Yazık bacılarıma. Ben böyle iş görmedim arkadaş, şu yaşıma geldim, bir (rakamla 1) yaşıma daha girdim. Bunun Ağustos ayında doğup sahiden de bir yaşıma daha girmemle alakası yok, tamamen platin etkisi. Vuhu çogzel film adı olur bundan. Öldüren cazibe gibin. Öldüren köfte. Kıyma cazibesi. Gözlemenin dibi. Bana "eneee çocuk kitapları mı yazıyosun o ne beee hıh" diyenlerin arka arkaya iki cümleyi bir kağıda yazamamaları gerçeğine ne demeli? Hadi tamam, bilgisayar klavyesi olsun, ona da razıyım. Sayıyla mı dağıtıyolar lan sizi? Saçlarınızı platine vurup minibüsçülerin önüne atarım olm, ayağınızı denk alın!!!
Cuma, Ağustos 24, 2012
Cuma, Ağustos 17, 2012
DIY'lasak da mı saklasak?
Biliyorum fotolu DIY'lı postların ardı arkası kesilmiyor. Şahsen ben de bir tuhaflık olduğunun farkındayım ama çok yakında yine sanatlı yazılı çizili ve de edebi şahsiyetime (!) geri döneceğimi umuyorum, hatta yeni bir kitap müjdesi de vereceğim İnşallah. O zamana kadar neler yapmışız bir bakalım -ahaha Derya Baykal programı oldum iyice imdaaaaaakkkk!!!
| Bu sıcaklarda bir pencere de siz açın! Yetmezse 2-3-4-5! Yeter ki açın! |
| Pencereyi açtıktan sonra mesajınızı göndermeyi de ihmal etmeyin ;P |
| Kolyelerinizi sahıpsız komayın, onlara şirin askılıklar yapın ^_^ |
| I ♥ Zımba |
| Deli kızın küpeleri - Yes I can! Takamasam bile babamı güldürdüm ya, o da yeter :) Not: Victor Hugo'yu kes hacı, Dıy'cıysak entelijansiyadan da ödün vermeyük! |
Etiketler:
askılık,
ataş,
DIY,
entel,
fiyonk,
gazoz kapağı,
kargaburun,
kolye,
küpe,
love,
pencere,
sulu köfte,
t-shirt,
tel,
victor hugo,
zımba
Pazartesi, Ağustos 13, 2012
börtdey dayri*
![]() |
| #1: Aaa hediye! #2: Bakiiim neemiiiş?!! #3: Ay çogzeeeeel hihihi! |
| Hazır elim değmişken bazı gerçekleri açıklamanın zamanıdır. Yok lan hediye mediye! Kandırdılar beni ühühühüh.... |
![]() |
| En azından bi mum üfledim ama! Gecenin sonunda kafamda ampuller bile yandı yani düşünün artık vuuhuuu! ;D |
Etiketler:
fotoroman,
happy birthday,
mutlu yıllar,
photo diary
Cumartesi, Ağustos 11, 2012
❤ doğdum ki iyi ben ❤
Halleri kes :)) Sanki 28 yıldır çok normalmişim gibi numara yapmayacağım elbette. Yılın 364 günü nasılsam bugün de öyleyim -çok şükür ki! Kendi kendime bissürü doğumgünü dileğinde bulunacaktım ama işi ayılığa vurunca sildim :P Yukarıdaki fotoların açıklamasını yapıp tüm bunlara bir anlam vermeye de çalışmayacağım, sakin olun :) Kısaca nice mutlu, sağlıklı yıllara. Öptüm gitti! ;))
Cuma, Ağustos 10, 2012
takmayacaksın tak yapacaksın
Perşembe, Ağustos 09, 2012
Salı, Ağustos 07, 2012
Cumartesi, Ağustos 04, 2012
bence oldu, sence olmadıysa tıkla
| biodeep |
Şarkının sözlerini de buraya yazacaktım ama iyice ergene bağlamayayım dedim. Ama sonra düşündüm, buradaki boşluğu nasıl dolduracağım diye. Önce Ramazan'la ilgili bir şeyler yazayım ya da oruç nasıl gidiyor falan anlatayım dedim, cık sarmadı. Yine konu komşuya sarayım dedim, oruca yakışmadı. Son çılgın projemden bahsedeyim dedim, sonra aman boşver sürpriz olsun dedim. Hep dedim dedim durdum, bişicikler yazamadım ya la. Yazasım yok demek ki. Zaten iyice saldım artık, kendimi temizliğe verdim. Bir haftadır bir odayı temizliyorum tozdu kıldı yündü derken anladım ki bu sıcakta ancak hortumla yıkanabilir evler. Ve dahi insanlar. Burada şair "dahi"yi ", "dahi" anlamındaki "-de" yerine kullanmıştır. Vuuhuuu. Bu da size kapak olsun. Oruç kafayla oksidandı bleachti koklamayın, tam kafa olursunuz işte böyle. Bi de o klimayı öküz gibi bağırtmayın. Hadi canım.
Çarşamba, Ağustos 01, 2012
Çarşamba, Temmuz 25, 2012
kutu kutu pense
Sevgili köfteler, hem sıcakların hem de Ramazan'ın iyice bastırdığı şu günlerde inanın hiçbir şey yapasım yok. Kafam basmıyor, çalışamıyorum. Bir satır dahi yazacak halim olmamasını bırak, önceden yazdıklarımı bile düzeltemiyorum. Pelte gibiyim. İşte böyle zamanlar için DIY projeleri ilaç gibi. Hem kendinizi çok kasmadan bir şeylerle oyalanıyorsunuz, hem de zaman geçmiş oluveriyor. Üstelik de çogzel şeyler çıkabiliyor ortaya. Mesela ne mi? İşte resimde gördüğünüz takı kutusu.
Elbette kutuyu ben yapmadım. Annemlerin hediyesiydi (bkz. kalbin içindeki fotolar ❤❤❤) üst katında küpeler var, gelişigüzel duruyorlar. Alt çekmece de aynen öyleydi, yüzükler büyük bir kaos ve anarşi içinde yaşayıp gidiyorlardı. Uzun zamandır buna bir dur demek ve asayişi sağlamak istiyordum. Bunun için internette bir sürü video bulabilirsiniz, süngerli yüzük kutuları vs. ile ilgili. Ben eski kutuların içinden çıkardığım iki süngeri olduğu gibi koydum (bkz. üstteki beyazlar), siyah kısmı da kendim dikip yapıştırdım. Kadifemsi bir kumaş, içine doldurulacak zerzevat (kaçmış naylon çoraplar iyi iş görür ;P), diktikten sonra karton ya da başka bir zemine silikon tabancasıyla (I❤silicon gun) altalta üstüste yapıştırıyorsunuz ve viola! Yüzükler kontrol altında, siz huzurlu mutlu, daha ne olsun?
İftar olsun iftaaar! :P
Salı, Temmuz 24, 2012
Perşembe, Temmuz 19, 2012
selam uzaylı, biz puştuz
Uzaylılar gelip "dünyayı ele geçireceğiz kardeşim, boşaltın gezegeni" dese gıkımı çıkarmam, anahtarı teslim ederim, yemin ediyorum. Hak etmiyoruz bu dünyayı, yaşamı, vs.yi... Hatta şöyle söyleyeyim, tür olarak canlılar içinde soyunun tükenmesini hak eden tek yaratıklarız. O yüzden uzaylılar gelse sadece tahliyeyi değil, işgal, köleleştirme, soykırım vs. de yapsalar haklılar. Çıkıp da karşılarına türümüzü, sözde insanlığımızı savunacak tek kelime lafım yok. Ne diyeceğim? "Biz şöyle iyiyiz, böyle medeniyiz, öyle de gelişmişiz" mi?! Ha-ha-ha... Gülmedim farkındaysan. Ama uzaylılar gelse gülerim. "Aslanım goçum, alın hepsi sizindir, eti sizin kemiği de alien petlerinize verirsiniz," derim. Böyle de misafirperver ve uzaylıseverim. Yirim.
Pazartesi, Temmuz 16, 2012
Cumartesi, Temmuz 14, 2012
Pazar, Temmuz 08, 2012
DIY dayri
En son "memoirs of a diy queen"de yaptığım gözlükten sonra bir el atmadığım ayakkabı kalmıştı, o da oldu sonunda. Mutluyum bahtiyarım.
| terlikten sandalete, hey gidi hey, nereden nereye?!! |
Artık durdukça zihnim mi açıldı, yoksa iyice kafaları mı yedim bilmiyorum. (Dikkatinizi çekerim, "kafayı yedim" değil, zira bir kafa yetmez şu hale gelmeye!) Ama fena da olmadı lan.
Gazete kağıdına da dikkatinizi çekerim. Çok temiz çalışırım, yerleri kirletmem. Eskiyen bikinilerimi de atmam, böyle değerlendiririm. mih mih mih...
Perşembe, Temmuz 05, 2012
delikanlım
Salı, Temmuz 03, 2012
neemiş?!
Demin şöyle bir dönüp baktım da, uzun zamandır hep fotolu konulu postlar girmişim (konulu post nedir köfte ya amaaan!). Öylesine, durup dururken, içimi döktüğüm, kafa göz daldığım postlar nerede ey okur, sorarım sana! Eh dolayısıyla sen de dönüp bana soracaksın, o yüzden hemen cevap veriyorum: burada vatandaş, burada! Koooş!
Heh geldin mi canım? Hemen başlıyorum o zaman. Şimdi benim bir karşı komşum var. Benim odamın balkonuyla onların mutfağı karşı karşıya ve arada bir adam atmalık mesafe var. Ve kadın manyak. Kendi çocuğuna beddua okuyabilen bir bünyeden bahsediyoruz. Ve kadın manyak. Sabah akşam ciyak ciyak bağırıyor. Ve kadın manyak, söylemiş miydim? Hah işte, ben kendisini o bir adam atmalık mesafeden atmak istiyorum. Nasıl yapsak?
Malum tatilden döndüm. Ama bunu ancak aradan günler geçip de derilerim soyulmaya başlayınca anladım sevgili okur. Böyle de algısı açık, zehir gibi bir bloggerım anlayacağın. Anladın mı? Tamam, o zaman hemen konu değiştiriyorum. Hani kızlar erkeklerin asılmasından rahatsız olur ya (tamam bazı kızlar, bazı erkekler ve bazı zamanlar), daha fenası varmış: bir kızın asılması. Hani erkekler hayırdan anlamıyor diye yakınırız ya, hah bacım asıl kızlar anlamıyormuş. Bak bacım dedim, anladın sen onu...
Hoop değiştir! Tatildeyken iki şey oldu. Babamın benim mesleğim olmadığını sandığını, dolayısıyla insanlara da işsiz olduğumu söylediğini fark ettim. Tamam işsizim hamdolsun ama bir mesleğim de var hani. Gerçi ben "mesleeem" demeyi tercih ediyorum ama olsun, var ya çok şükür, o da bir şey. Sonracığıma, günlerden bir gün çok sevdiğimiz ve ailecek haşır neşir olduğumuz bir kuruma birtakım sıkıntılarımızı anlatacağımız bir dilekçemsi yazmamız icap oldu. Eh ailenizin yazarı olarak bu görev elbette ki bendenize düştü. Zaten denize düşen yılana sarılır diyerekten ben de kaleme sarıldım ve döşedim en kalbi duygularımızı. İşte babam o dilekçeyi okuduktan sonra bana döndü ve "İşte şimdi inandım senin yazar olduğuna," dedi. Elimi böğrüme götürdüm, "Babamsın," dedim.
Bu da böyle bir anımdır sevgili okur. Şimdi kapı çalıyor, koşup açmam lazım. Zaten ocakta da yemeğim vardı. Hadi kal sağlıcaklan...
Heh geldin mi canım? Hemen başlıyorum o zaman. Şimdi benim bir karşı komşum var. Benim odamın balkonuyla onların mutfağı karşı karşıya ve arada bir adam atmalık mesafe var. Ve kadın manyak. Kendi çocuğuna beddua okuyabilen bir bünyeden bahsediyoruz. Ve kadın manyak. Sabah akşam ciyak ciyak bağırıyor. Ve kadın manyak, söylemiş miydim? Hah işte, ben kendisini o bir adam atmalık mesafeden atmak istiyorum. Nasıl yapsak?
Malum tatilden döndüm. Ama bunu ancak aradan günler geçip de derilerim soyulmaya başlayınca anladım sevgili okur. Böyle de algısı açık, zehir gibi bir bloggerım anlayacağın. Anladın mı? Tamam, o zaman hemen konu değiştiriyorum. Hani kızlar erkeklerin asılmasından rahatsız olur ya (tamam bazı kızlar, bazı erkekler ve bazı zamanlar), daha fenası varmış: bir kızın asılması. Hani erkekler hayırdan anlamıyor diye yakınırız ya, hah bacım asıl kızlar anlamıyormuş. Bak bacım dedim, anladın sen onu...
Hoop değiştir! Tatildeyken iki şey oldu. Babamın benim mesleğim olmadığını sandığını, dolayısıyla insanlara da işsiz olduğumu söylediğini fark ettim. Tamam işsizim hamdolsun ama bir mesleğim de var hani. Gerçi ben "mesleeem" demeyi tercih ediyorum ama olsun, var ya çok şükür, o da bir şey. Sonracığıma, günlerden bir gün çok sevdiğimiz ve ailecek haşır neşir olduğumuz bir kuruma birtakım sıkıntılarımızı anlatacağımız bir dilekçemsi yazmamız icap oldu. Eh ailenizin yazarı olarak bu görev elbette ki bendenize düştü. Zaten denize düşen yılana sarılır diyerekten ben de kaleme sarıldım ve döşedim en kalbi duygularımızı. İşte babam o dilekçeyi okuduktan sonra bana döndü ve "İşte şimdi inandım senin yazar olduğuna," dedi. Elimi böğrüme götürdüm, "Babamsın," dedim.
Bu da böyle bir anımdır sevgili okur. Şimdi kapı çalıyor, koşup açmam lazım. Zaten ocakta da yemeğim vardı. Hadi kal sağlıcaklan...
Etiketler:
batan geminin malı,
işsizlik,
sinir hastası,
sulu köfte,
tatil,
yazar yaratığı
Cumartesi, Haziran 30, 2012
Çarşamba, Haziran 27, 2012
foto dayri - ben ısıttım gelin
Perşembe, Haziran 21, 2012
foto dayri - boy veriyorum!
Olm totem mi yaptınız, nazar mı değdirdiniz naptınız bilmiyorum ama çok pis gözlere geldim tatillerde! Burnum ayrı, gözüm ayrı, beynim ayrı aktı yemin ediyorum. Ama neyse ki iki aspirin, üç felak ilen atlattık badireyi. Size de kerevetine çıkmak kaldı hacılar. Öperinnsssss....
| yes it iz biiitıful :))) |
| dağdan bir kız geeliiir döönee döööneee! |
| martı canıtın livingstın was here :))) |
| tatildeyiz deyi cühela mı galalım?!! william golding - sineklerin tanrısı ;) |
| ben olacağım da abuk sabuk pozlar vermeyeceğim? ha- ha - ha!!! |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








