ıvır zıvır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ıvır zıvır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Kasım 02, 2011

yes sir, I can boogie

ne oldum dememeli, ne olacağım demeli no. 2
Daha postu yeni girmiştim ki, gözlük kılıfı kenardan bana sırıttı. Evet, bu hayatının hatasıydı. Ama sorarım size, sevmek suç mu?
Kılıflar sapsız kalmasınlar, çanta olarak da kullanılabilsinler!
İşte gözlük kılıfından clutch'ımsı çantaya evrilen cicinin mutlu sonu

Pazar, Ekim 30, 2011

durum raporu

sona doğru...
İstedim ki okurlarıyla her şeyini paylaşan vıcık vıcık bir blog yazarı olayım. Kısmet bugüneymiş...

Şimdi son olarak evdeki çılgın projelerimden bahsetmiş ve bir kısmını paylaşmıştım. Şimdi de devamını anlatıyorum. İyi dinleyin çocuum!

Yanda ilk başladığım clutch make over projesini görüyorsunuz. (bkz. bir önceki post - son resim) Hala bitmedi ama alt kısmının kumaş ve dantelini dikip yapıştırdım. Şimdilik fena görünmüyor, siz bir de bitince görün ablası...

derya kuzusu bunlar
Bu yanda ise eldivenimsi bileklikimsi dirseklikimsileri görüyoruz. Evet, piyasaya bu isimle süreceğim, nası süper fikir di mi?! Yok la, sağdaki grileri annem örmüştü, ben de janti olsun diye kenarına pembe kurdele geçirip bağladım. Soldaki turuncular ise bir zamanlar çoraptı. Yeaaa nerden nereye kardeş, hayat işte... Bir çorabın hayatı. Artık o da bir kolluk... Hah, buldum işte ismini. Karşınızda kolluk kuvvetleri.


ne oldum demiycen hacı, ne olcam diycen...
Aha! Bir ne idüğüm belirsizim projesi daha... Şimdi şu yanda görmüş olduğunuz arkadaş gayet sıradan ve sıkıcı bir laptop çantası. Bize laptop satan çocuğun kazığı o da, kulakalrı çınlasın. Neyse işte, bu arkadaş -satıcı çocuk değil, çanta- nedense gözüme gözüme batıyordu evvelden de. Şimdi bu çılgın projeler arasında dedim ki, neden bunu da reforme edip güncellemiyorum, ne de olsa durmak yok yola devam. İşte durdurulamamamın son eseri, bu da yarım kaldı, henüz bitmiş değil ama şu hali gördükten sonra devam edip etmemekte kararsızım açıkçası. Sizce de yeteri kadar çekmemiş mi zavallıcık?

benim o! benim o!

Gelelim yandaki yakışıklıya... Kendisi de son dönem projelerimden, yeni yaptım dermişim ahahaha! Yok la korkmayın, ben yapmadım ama kendim yapmışım kadar seviyorum zibidiyi. Yeğenim sayılır delikanlı, bir zamanlar da komşumdu, eskiden bidi bidiydi yarım kiloluk köftelik kıymaydı, aha şimdi büyüdü dünyalar tatlısı bir köftehor oldu. Ay Maşallah tü tü tü tüh! Hazır cadılar bayramı da geldi, benim size ikramım olsun, hadi yine iyisiniz ha...

Ha bu arada projelerim bitmiş değil elbette, sırada çıpçılgın bir projem var. Aşama aşama kaydediyorum ki, aklınızı başınızdan alabileyim. Bekleyin beni anacım, hadi bay...

Çarşamba, Ekim 26, 2011

ıvır zıvır işler

Ülke, hatta dünya bu haldeyken bir şeyler yapmak ya da yazmak ne kadar boş ve gereksiz olsa da... Terör, deprem, yolsuzluklar, haksızlıklar... İnsanın elinden dua ve yardım etmekten başka bir şey gelmeyince ve asıl bir şeyler yapması gerekenler de ellerini bağlayıp oturunca... Amaaan tamam ya, başlamayacağım yine. Zaten günler ve haftalardır kendi kendimize üzülüp kızıp bir yerlerde tepki gösterip durduk. Muhtemelen de boşu boşuna; çünkü kimse takmıyor sevgili köftehorlar... Hal böyle olunca da köfte kendini abidik gubidik işlere verip kafa dağıtmaya çalışıyor. Derya Baykal'ın bizim ev şubesine döndüm yine, bilumum blog ve yetenek sahibi hanım kızımız* sağolsun, biçki dikiş iştahım kabardı, Allah hayırlara karşı getirsin. Geçen sene bu zamanlar da taç yapımına takmıştım, sonra da yaptığım taçları keyifle başıma takmıştım. Şimdi işi büyütme zamanı geldi diyerekten evde ne kadar ıvır zıvır varsa toplayıp yığdım. Tam üç torba dolusu ne idüğü belirsiz nesne var elimde; kumaşlar, çantalar, kurdeleler, kutular, düğmeler, kolyeler, broşlar, keçeler, fermuarlar vs. Aklınıza gelebilecek her türlü çer çöp itinayla toplanıp geri dönüşüme kavuşturulur. Bu kadar da değil; tekstile el atmış durumdayım ve şimdiden giyilmeyen iki bluzü bir iki ninja darbesiyle eteğe, iki başka bluzü de daha kullanışlı bluzler haline getirmiş durumdayım. Kendimle gurur duyuyorum, eylemlerim sürecektir. Bakınız şöyle...


her terminatörün cephaneye ihtiyacı vardır.
Öncelikle abilerim ablalarım, size şu teknoloji harikası aletten bahsetmek istiyorum. Silikon tabancası! 
Ya sen ne güzel, ne yararlı, ne muhteşem bir icatsın arkadaş! Sık sıkabildiğin kadar, yapıştır yapıştırabildiğin kadar. Sağlam, estetik ve kolay... 
Ben babamın silikon tabancasına el koymuş bulunmaktayım, kendisi de Macgyver'ın bizim ev şubesi olduğu için bu tür aletlerden bulunuyor neyse ki. Köfte de babasından otlanarak yeni tasarımlara yelken açıyor :P

Not: Resimde solda görülen mumun üzerinde bir şekil var, fotoğrafta tam görülmüyor ama kendisi melek biçiminde ve aslında mumun öyle bir özelliği yok. Alındıktan sonra zaman içinde oluşmaya başladı o şekil. Creepy, yes. Bir sonraki postta Twilight Zone'un bizim ev şubesini anlatçam, söz :P



savaşçı köfte kızımız - reloaded



İlk eserlerimden bir kuple görüyorsunuz... Resimdeki zat-ı şahane Christa Teyzem'in (evet öyle bir teyzem vardı bir zamanlar, ne var?) Alamanyalar'dan getirdiği bebek-ti bir zamanlar. Neredeyse 25 yıllık bir parça ve aslında prensesti kendisi. Upuzun saçları, mavi dantelli bir elbisesi, fileli çorapları (prenseste fileli çorap, bir çeşit Alman fantezisi olsa gerek), çantası, eldivenleri ve ayakkabılar vardı. Giysi ve aksesuarlar zamanla kaybolmaya, köfte de büyüyüp prenseslerden nefret etmeye başladı. Önce kıyafetler çıktı, sonra saçlar kesildi. Derken saçlar boyandı, goth makyajlar yapıldı, siyah naylon poşetten bu deri görünümlü giysi yapıldı, kürdandan vampire killing stake elde edildi ve bir kolyeden çıkarılan parça hanım kızımızın boynuna iliştirilerek son haline getirildi. Ve karşınızda savaşçı köftemiz Kick Ass Hatun!
Arkadaki Halloween detaylara da dikkatinizi çekerim yane :P


geh pisi pisi...

Bir geri dönüşüm hikayesi... Eski broş nasıl ojeyle reforme (ya da deforme??) edilip kullanıma hazırlanır. Bunun gibi bir sürü broş, kolye vs. takı aksamı çıktı oradan buradan. Hepsini elden geçirip kötü emellerime alet etmeyi planlıyorum. Niahahahaaa!





ta daaa! yok lan daha diil. arkanızı dönün, soora...

Heyecanla başlayıp hüzne boğulan, fakat köftenin müdahalesiyle mutlu sona kavuşacak bir hikaye daha! Şu sağdaki bebeği yıllar önce Akçay'dan almıştım, bir kere -rakamla 1- kullandım ve kenara attım. Uzun saplı, kötü desenli bir çanta olarak başladığı hayatı yeni başlattığım reform hareketiyle değişecek, sonunda muhteşem bir clutch olacak... yani İnşallah. Tabii bu arada yaşadığı dehşet ve zulmü saymıyoruz (niahaha), silikon tabancasına az hedef olmadı ama iyileşecek, çok cici olacak valla bak. Şimdiden siyah kadifesi, kırmızı danteli ve kırmızı fiyonguyla tanınmaz hale geldi bile! 

Eylemlerim sürecek, beni izlemeye devam edin anacım...

*Beni yoldan çıkaran hamarat hanımkızlarımıza ulaşmak için linkler şöyle efenim: