ilham perisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilham perisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Nisan 02, 2012

yeni filmim: doğal habitatında bir yazar yaratığı




Artık bazı gerçekleri su yüzüne çıkarmanın zamanı geldi. Hani diyorsanız ki "Vay efendim bu kız niye böyle, ne yapıyor, neyin peşinde falan fişmekan?" işte size cevabı. Benim çoğu zamanki, özellikle de geçen haftaki halim budur. Hiçbir masraftan kaçınmayıp sizlere dev bir prodüksiyonla sunuyorum. Böyle gerçekçi, varoluşsal ve  sanatsal bir belgeseli de her yerde bulamazsınız söyleyeyim. Hadi iyi seyirler! :))

Salı, Mart 13, 2012

foto dayri

Memlekette bu kadar saçma salak olay olurken mevcut bulunan yarım aklımı da muhafaza etmemi beklemiyordunuz herhalde. Sivas katliamı zamanaşımı, 4+4+4 eğitim komisyonu, hükümet ve RTE'nin saçmalıkları rezaletleri pişkinlikleri derken Şener ve Şık'ın tahliyesine mi sevinelim, onca zaman boşuna yattılar içeride ona mı üzülelim falan fıstık diyene kadaaar zaten fındık beyinliydim, onu da yedim tam oldu. Çok da güzel oldu, iyi oldu, taam mı?

Madem öyle, ben de dünyanın en güzel, en demokratik, en refah, en barışçıl ve en sorunsuz memleketinde yaşıyormuş gibi yapar, günümü gün eder, üzerine de post yazarım arkadaş dedim kendi kendime. Niye, hepimiz öyle yapmıyor muyuz zaten?

Alın o zaman...



Editörden notlar... 




Birkaç tel, biraz silikon ve bolca can sıkıntısı... Viola!



Gün bugündür!

Çarşamba, Şubat 08, 2012

ikircikli bir ilişki

Son zamanlarda yaşadığım hüsran, sıkıntı ve beceriksizlik hissi üzerine (hııı writers block oldum ay çok fenayım çok zor bu entel hastalıkları ayol), bir de Nick Cave'in şehir efsanesini ( bkz. Nick Cave Mtv adaylığını neden ve nasıl reddetmiş) okuyunca aldı beni bir düşünce. Malum kendi şahsi ve de resmi ilham perimle olan ilişkim biraz ikircikli bu aralar (uuu beybi ikircikli dedim bir kımıldanma oldu bende) ama zaten ikirciksiz olanından tırsacaksın. 

Mesela ne demiş Nick abi:

"Benim ilham perimle olan harika ilişkim çok narin. Ben, onun kırılgan doğasını rahatsız edebilecek, onu incitebileceğini düşündüğüm bu tip etkilerden korumakla görevli olduğuma inanıyorum. Bana ödül olarak şarkılarla gelen ilham perime karşı tüm sorumluluklarımı saygı ile yerine getiriyorum. Bu durumda onu rekabete sürüklemek oldukça kırıcı olacaktır. Benim ilham perim bir at değil, ben de at yarışçısı değilim. Dolayısıyla bu kesik kafalarla dolu salonda, ışıltılı ödüller için onu koşturmayacağım. İlham perim yok olabilir,  beni tamamen terkedebilir!"

Çok güzel söylemiş, kral adam zati... de. Benim ilham perim böyle değil mesela. Benimki ne narin, ne de kırılgan; kodum mu oturtan cinsinden. Ha bir at değil elbet ama öküzün önde gideni. Çünkü benim ilham perim bir erkek. Stephen King'in perisi gibi ters herifin teki üstelik. Böyle ukala, lanet, huysuz. Biraz Dr. House'u andırıyor aslında; kirli sakallı, asık suratlı, geçimsiz. Bana her zaman ne kadar beceriksiz, yeteneksiz ve de işe yaramaz olduğumu hatırlatıp bununla eğleniyor. Tüm işi bana yaptırıyor, sonra da karşıma geçip benimle alay ediyor. Hiçbir yaptığımı beğenmiyor. Ben amelelik yaparken o ayaklarını uzatıp sigarasını tüttürüyor ve üstelik de kokuyor! Bu kadarla kalsa yine iyi, içki de içiyor ve sarhoş olduğu zaman sapıtıp bana asılmaya başlıyor. Ben ona işle aşkı birbirine karıştırmadığımı söyleyip geri çevirdiğimde ise "Hadi lan ordan, bari işin de bi boka benzese!" deyip kahkahalar atıyor. Gördüğünüz gibi gayet acımasız ve benim acı çekmemden de zevk alıyor. Fakat ne yaparsınız ki, böyle kıza böyle ilham perisi. Bir yerde hak ettiğim muameleyi görüyorum; çünkü ancak böyle yazabileceğimi biliyorum. Eğer narin, kırılgan, nazik bir perim olsaydı bu sefer ben onu döver öldürürdüm, sonra al başına belayı. O yüzden böyle iyi anacım, ayıdır uyudur ama ne de olsa ilhamımdır, bir şey diyemem. Şimdi onu böyle ifşa ettim diye ağzıma sıçacak biliyorum ama en azından belki bir uğrar da o nemrut yüzünü görürüm. Hem belki gelirken birkaç fikir de getirir yanında, ha? Olmaz mı Gregorim?

Pazartesi, Şubat 06, 2012

İzyeeaaannn!!!

Başlığa bak, kafayı anla. Bu kafaya geldim artık, kafalara geldim okur!

Dün gece çat diye "elenktirikler" kesilince ve bu gece de uyku tutmayıp yapacak şey bulamayınca yarışma öykülerini okumaya başlayayım dedim. Malum jüri oldum başım göğe erdi. Tam "aykıbını beendim, kolye beendim, bulus beenmedim o yüsten bizınla deyilsın." demeye hazırlamıştım ki kendimi, "ah ben bu başımı alıp nerelere gidem"e dek vardı olaylar. Olaylar olaylar...

Ya ben anlamıyorum. İnsan kör cahil bile olsa en azından biraz saygısı olur; birine bir şey gönderirken imlasına, noktalamasına bakarsın, en azından bir kontrol edersin ne bileyim bir bilene gösterirsin falan fişmekan. Ama yok arkadaş! Klavyeyi eline geçiren yazmış yollamış. Hani "ağzı olan konuşuyor" vardı bir zamanlar, işte onun "klavyesi olan yazıyor" versiyonu. Daha -de'yi, -da'yı ayıramayanından tut neredeyse yabancı dilde yazanına kadar; kıçı açıkta kalıp da gördüğü rüyayı "ulan bundan güzel hikaye olur ha, du hemen yaziim unutmadan" diyen, daha ne yarışmasına ne öyküsü gönderdiğini bilmeyen ve dönüp dolaşıp her şeyi ya deliye ya şeytana bağlayan kim varsa kopmuş gelmiş anacım. Hele bazısına hakikaten sormak istedim; arkadaş ne içiyorsun sen ya, ne kokluyorsun, ne çekiyorsun cidden bilmek istiyorum! Yazmaktan, yazar olmaktan soğudum yemin ediyorum! Halil Sezai oldum, izyeeeaaaan ediyorum!!!

Ben de yarışmalara öyküler gönderdim, hala da gönderiyorum. Benim de acemiliklerim, hatalarım oldu; hala da vardır eminim. Ama her zaman için kendimi ve yazdıklarımı değerlendirirken gerçekçi ve hatta acımasız olmaya çalıştım-çalışıyorum ki daha çok emek verip daha fazla gelişeyim ve daha iyi olabileyim. Bir mail yazarken bile on defa okuyan, düzelten bir insanım, bırak hikayeyi romanı. Bu hem kendine, hem karşındakine, hem de kendi eserine ve emeğine olan saygındır. Hayal üreten bir insan olarak kendi kendine istediğin kadar saçmalayabilirsin ama iş o ürünü başkasına sunmaya gelince orada bir duracaksın arkadaş. Önce kendine, sonra da eserine çeki düzen vereceksin. Bakacaksın etrafına, araştıracaksın, öğreneceksin, düzelteceksin, onlarca kez kontrol edip belki defa defa yazacak ve bu süreçte kafayı yiyeceksin ama insanların vaktini çalmayacaksın. Neymiş? Herkes yazmak zorunda değilmiş, tamam mı çocuğum? Hadi bakiim şimdi yavaş yavaş, kenardan kenardan git. Yolda dikkat et ilham perisi çarpmasın, hadi canım... Anangile selam söyle!




Cuma, Ocak 06, 2012

latifem

melaba. benim adım latife. eskiden eldivendim. şimdi suluköfte'nin özel ve resmi ilham perisiyim. nerden nereye işte, insan noldum dememeli nolcam demeli. ben de ilham perisi oldum, kader napalım, ne yazıldıysa o. aha da kalem. bi de ponpon kuyruğum var ama şimdi gözükmüyo. bir süredir izindeydim. ben yokken iyice azıtmış bizimki. zaten pek bişi de becerememiş, ay nolcak bu kızın hali, çok üzülüyom valla. piii şu odanın da haline bakın. bu pasaklılıkta ben bile kaybolurum be. aaa iyi fikir ha. bi kaybolayım da görsün gününü zilli. dıy dıy arayıp dursun ehehe. hadi soona görüşürüz muck!