köftenin faydaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köftenin faydaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 04, 2013

Kendini kaybedenlerin adresi!!!

Yepisyeni bir alakasız başlıkla karşınızdayım sevgili köfteseverler. Hayır yani kendini kaybettiysen ya da bir şekilde kaybolduysan adresin de olmaması lazım, değil mi ama? Neyse biz yine de gelelim köftenin faydalarına... Kendimi kaybettiğimi anlamışsınızdır; fakat konu ben olunca kendimi kaybetmemden çok, kendimi bulmam haber değeri taşıdığı için burayı da kısaca geçerekten bu seferki kendimi kaybetme sebebime geliyorum: elbette ki kitaplar!


Dayanamıyorum, elimde değil. Kitap görünce, hele ki kelepir kitap görünce indirimde ayakkabı görmüş kadınlar gibi -ki onu da yapıyorum merak etmeyin!- elim ayağım boşanıyor, haliyle cüzdanım da boşalıyor :))


Hepsi benim bebeklerimmiş, hepsini sanki ben yazmışım gibi kucaklayıp eve getiriyorum. Hayır bir de ağırlar, yani toplu toplu alınca haliyle ağırlaşıyorlar ama bu bile beni durdurmuyor. Evlat gibi sarılıp taşıyorum gıkım çıkmadan. Eve iki kilo domates al deseler "üf onu mu taşicam şimdi" diyen bi insanım halbuki. Niye böyle oluyo ya...


Bir de şöyle bir durum var; alma hızımla okuma hızım birbirine denk değil. Yani kitapları aldığım gibi okuyamıyorum, şimdiden iki yıllık stoğum mevcut neredeyse ama bana mısın demiyorum, al sana al sana, hatta al bana al bana diyorum. Kitap aldıkça rahatlıyorum ve buradan yetkililere sesleniyorum: kitapları indirin! ya da siz fiyatları indirin biz alırız! kelepir canımız, seve seve alırız! Ay bu sonuncu olmadı ama neyse, mevzuyu anladınız siz, şimdi dağılabilirsiniz. Ama du, adres dedik madem söyleyelim: kelepir kitaplar Kadıköy'de Alkım, Kabalcı ve Metro Kitap (365 gün kitap fuarı denen yer, rıhtımda şehirlerarası otobüs acentelerinin olduğu tarafta) adreslerinde bulunabilir, hayır bu bir reklam değildir, amme hizmetidir, bkz:

 
 

Çarşamba, Nisan 11, 2012

Bayan, çantanızı açar mısınız?!

Sağ baştan say! Üst sıra: cüzdan, bozuk para çantacığı, deo, krem, dudak nemlendiricisi, oje.
Orta sıra: acil durum çantacığı, kağıt mendil, anahtar, ayna, göz kalemi, pudra.
Alt sıra: not defteri, adımın yazılı olduğu bir tükenmez kalem (bestie'min doomgünüsü hediyesi :)),
fotoğraf makinesi (kendisi elimde olduğu için çantasını çektim elbet) ve güneş gözlüğü...

Eskiden bayanların çantası karıştırılmazdı. Tıpkı yaşlarının sorulmadığı gibi. Ama zamane bir tuhaf olmuş şekerim, ne gizli saklı var artık, ne de ayıp. Bunu da dedim ya, yaşlandığım tescil edilmiştir herhalde. O zaman konumuza dönüyorum. Bugün artık dayanamadım, havanın kötü olmasına aldırmadan kendimi dışarılara attım. Gelmeyen baharın depresyonuna girecektim ki, biraz kitaplara filmlere mağazalara bandırdım bünyemi, rahatladım. Ve fakat dışarı çıkarken aklıma geldi, herkesler yaptı bir ben çantamın içinde ne var postu yapmadım. Halbuki o dipsiz kuyu çantamın içinde genelde bir ben olmadığım için bayağı da bol malzemeye sahiptim. Açtım, işte bunlar çıktı içinden. Yersen sevgili okur, yemezsen papucumun içinde ne var postu yapıp ağzına ağzına da vurabilirim yani. Keyif senin. Öperim.

P.S. İçindekiler derken çantamdaki çoğu eşyanın pembe ve türevleri olması da dikkatimi çekmedi değil. Bir de sanki siz hiç bir halttan anlamıyormuşsunuz gibi kalkıp hepsini tek tek açıkladım ya pes...

Pazartesi, Nisan 09, 2012

temizlik demişken...


Son zamanlarda iyice görsel bir blog olup çıktı burası. Resmen fotoğrafsız post yazamaz oldum, yetmedi bir de video çektim. Ayrıca şunu fark ettim ki, ne zaman çok işim ya da yetiştirecek bir şeyim olsa daha fazla post yazıyorum. Ama ne zaman ki boşum o vakit de elim varmıyor klavyeye. Tersim pis ya, hep o yüzden...
Pis demişken, sonunda geleneksel yıllık oda temizliğine giriştim. Ama ne girişmek! Odada ayağa kalkmayan eşya kalmadı, ölsün mikroplar! Yalnız arkadaş o tozu toprağı geçtim de, o çer çöp fazlalık neydi Allasen? Az daha dursa belediye basacaktı çöp ev diye yemin ediyorum. Hayır, herifler sahiden gelse söyleyecek lafım da yok, alın götürün diyeceğim tıpış tıpış. Neyse ki dellendiğim bir zamana geldi de içim bunalıp çoğunu attım, atamadıklarımı kaldırdım. Atsan atılmaz satsan satılmaz türlü çeşit saçmalıkla uğraştım üç gün boyunca. Fakat bir rahatladım, bir ferahladım o üç günün sonunda. Duyan da tripleks villam var onu temizledim sanacak. Ama niye, odam da benim villam bir yerde. Gönlüm genişse demek ki...
Geniş demişken, tebdili mekanda ferahlık var derler, külliyen yalan sevgili köftegil! (Ara nağme: gil gil gili gililerine bakar bakar bakar dururum) İnsan bazen öyle günler yaşıyor ki, hafızasında nereye koyacağını şaşırıyor resmen. Atsan atılmaz, satsan satılmaz cinsinden vol. 2. Bir de beklemeye alışıyormuş insan, onu öğrendim. 1+2 saat bilfiil ayakta ve bazı bazı oturarak bekleyince 1 saat boş boş otobüs bile bekleyebiliyormuşum, hem hayret hem de takdir ettim. Bir de bol bol küfür ettim. Yokluğunda küfürler eskittim...
Küfür demişken, terslediğim insan sayısını kendi tersimle pis çarpıp ters giden işlerim sayısına bölünce zıkkımın köküne ulaşıyormuşum. Tecrübe ettim rahatladım, bu da böyle bir anım oldu sevgili okur...
Okur demişken, son birkaç günde 20'den 23'e çıkan izleyici sayımı da saygıyla selamlıyor; orada görünen rakamın aslında 22 olduğunu, fakat kontrol panelinde 23 yazdığını, buna göre bir (rakamla 1) adet gizli hayranımın bulunduğunu cümle aleme bildirmeyi kendime bir borç biliyorum. İnsan değilim, bunu da biliyorum. Hepinizi öpüyorum.

Pazartesi, Nisan 02, 2012

yeni filmim: doğal habitatında bir yazar yaratığı




Artık bazı gerçekleri su yüzüne çıkarmanın zamanı geldi. Hani diyorsanız ki "Vay efendim bu kız niye böyle, ne yapıyor, neyin peşinde falan fişmekan?" işte size cevabı. Benim çoğu zamanki, özellikle de geçen haftaki halim budur. Hiçbir masraftan kaçınmayıp sizlere dev bir prodüksiyonla sunuyorum. Böyle gerçekçi, varoluşsal ve  sanatsal bir belgeseli de her yerde bulamazsınız söyleyeyim. Hadi iyi seyirler! :))

Cumartesi, Şubat 18, 2012

Neye niyet neye kısmet vol. 901376

Ah garibim ya... Halbuki ne ümitler beslemiş, ne hayaller kurmuş... Yazık lan kıyamam!

Sevgili köfteciklerim, bir "Neye niyet neye kısmet" bölümüne daha hoş geldiniz. İyi de geldiniz de bana mı geldiniz?! Ahan da yukarıda gösteriyor işte, kimbilir neyi ararken buraya düştünüz, kader kurbanları sizi! 
Hadi sulu köfte tarifi ararken buraya geleni anlarım, ne de olsa blogun adı Sulu Köfte. Hatta bir yerlerde sahiden de bir sulu köfte tarifi olacaktı du bakiim ( bkz.) 
Ama ya sen, tek isteği Merlin'in yeni sezonunu bulmak olan zavallı yolcu? Seni hangi rüzgar attı buraya? O nasıl bir fırtınadır ki, feleğini şaşırmış bir tırtıl gibi yaprağın ucunda savruldun buraya? Aslında biliyorum nasıl bir fırtına olduğunu (bkz.) ama işte her Merlin'in eti yenmiyor sevgili kepçesever. Eminim sen de çok şaşkınsındır bulduğun şey karşısında ama nabıcan be hafız, hayat işte. N'oldum dememeli n'olcam demeli. Sen de ne olursan ol gel, n'olursan gel, n'olursun gel ya, bak and verdim!

Çarşamba, Şubat 15, 2012

dert bende derman köftede

Canın mı sıkılıyor sevgili okur?
Kendini hiç mi iyi hissetmiyorsun?
Darım darım daraldın mı?
Afakanlar mı bastı?
Al o zaman sana, ilacın burada!
Canınız kanınız biricik SuluKöfteniz hiçbir masraftan kaçınmadı, bu dev hizmeti ayağınıza kadar getirdi!
Dert sizdeyse derman Köfte'de, buyrun anacım:


Prospektüs: Günde üç defa, sabah öğle ve akşam olmak üzere, mümkünse yemeklerden önce ve yalnız olarak alınması tavsiye edilir. Ani neşe atakları, kahkaha çınlaması, vücudun değişik bölgelerinde titremeler, sallanmalar, gerdanda kırılma ve göbekte atılma gibi etkiler görülebilir. Ayrıca terleme, yorulma, nefes nefese kalma gibi yan etkileri de mevcuttur. Beklenmeyen bir etki görüldüğünde köftenize başvurunuz.

Perşembe, Şubat 02, 2012

Köy okulu için kütüphane projesi

SuluKöfte'ysek her zaman da şebeklik peşinde koşmayacağız elbette. Bakın internette gezinirken şöyle bir projeye rastladım, ufaktan da olsa katkımız olsun dedim. Yazıyı aynen paylaşıyorum, linki de şöyle:  Köy Okulu İçin Kütüphane Projesi




" Daha önce sitemizde hep kitap ödüllü yarışma duyuruları yaptık. Bu sefer de sizlerden köy okulunda kurulacak kütüphane için kitap talep ediyoruz. Biyografimden de anlaşılacağı üzere köy okulunda sınıf öğretmeniyim. İmkanlar kısıtlı olduğu için kütüphane oluşturmak için okulumuzun kütüphaneye ayıracak bütçesi yok maalesef. Öğrencilerin de durumları pek iyi olmadığı için geriye tek bir seçeneğimiz kaldı: “Sosyal Medya”… Sosyal Medyanın gücünün farkında olan biri olarak bu işin üstesinden hep beraber kalkacağımızdan eminim. Sitemizi takip eden değerli kitapseverlerin hem ellerindeki kitapları hem de çevrelerinden topladıkları kitapları okulumuzdaki okumaya aç, köy okulu öğrencileri için kurulacak olan kütüphanemize yollayacağından eminim.
Kütüphane projemize destek olmak için ne mi yapabilirsiniz?
-          Hikaye, roman, dergi, ansiklopedi türü kitapları okulumuza kargo olarak yollayabilirsiniz.
-          Projemizi arkadaşlarınıza, akrabalarınıza vs duyurarak daha geniş kitlelere ulaşmamızı sağlayabilirsiniz.
-          Facebook,twitter,friendfeed ve bloglarınızda projemizi duyurarak ve bu sayfaya link vererek destek olabilirsiniz.

Okul Bilgileri: HATAY’ın Reyhanlı ilçesine bağlı Karasüleymanlı Uzunköy İlköğretim Okulu

Kargo Adresimiz: Karasüleymanlı Uzunköy İlköğretim Okulu, Reyhanlı/HATAY

Daha detaylı bilgi almak için:


mail: mahmutadin@hotmail.com

face: http://www.facebook.com/kutuphane.olusturuyoruz

blog: http://www.kitapkolik.net/koy-okulu-icin-kutuphane-projesi

Not:  Okulumuz köy okulu olduğundan dolayı bazı kargo firmaları tarafından sorun-gecikme olabilir. Bu yüzden kitapları kargoya verdikten sonra kargo firmasını-kargo bilgilerini  mahmutadin@hotmail.com mail adresine yollarsanız daha iyi olur. Böylece kargonun takibini daha iyi yapabiliriz.
—-
Kütüphanemizi oluşturduktan sonra resimler-videolar çekilip sizlere sunulacaktır. "